Sazan yemle(n)mesi ve kişin sazan avi... - CarpTR

Geri Git   CarpTR > CarpTR - The Turkish Angler Team > MODERN SAZAN AVI > YEMLEME

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 01-06-08   #1
AteşDalyan
Member
 
Giriş: 18-05-2008
Mesaj: 47
Varsayılan Sazan yemle(n)mesi ve kişin sazan avi...

Sazanın Soluması

Sazan solumak için önce suyu solungaç kapakları kapalıyken ağzına alır ve ardından da ağzını kapar. Bunun ardından, solungaç kapaklarını açarken ağzının alt kısmını yükseltir ve suyu solungaçlardan dışarı püskürtür. Ağızdan suyun kaçmamasını sağlamak için sazanın ağzının üst kısmında bulunan bir deri parçası vardır ki bu deri ağzı mühürler ve tüm suyun solungaçlardan geçmesini sağlar. Aslında ince kan damarları olan solungaçlardan geçen oksijen buradan kana karışır ve soluma eylemi gerçekleşmiş olur. Sazanlar hayatta kalabilmek için belli miktarda oksijene ihtiyaç duyduklarından, sazanı yakalayacağınız yerleri saptamada yılın belirli zamanlarında en bol oksijenin bulunduğu bölgeleri bilmek önem taşır. Yaz aylarında sığ bölgeler daha sıcak olacağından daha az oranda çözünmüş oksijen içerirler. Bu nedenle sazanlar sığ yerlerde görünseler bile onların beslenme konusunda fazla istekli olduğu söylenemez. Suyun otlu, yosunlu ve kamışlık bölgeleri özellikle sabahın ilk ışıklarına yakın karanlık dönemlerde sudaki oksijeni alarak karbondioksit verdiklerinden ortaya garip bir durum çıkar ve oltaya vurma konusunda isteksiz olan sazan aslında belirli oranda oksijen sıkıntısı çeken bir sazan da olabilir.

Beslenme Açsısından Sazanın Duyu Organları:

İşitme: Sazanların insanlar gibi kulakları olmasa da insanlardan daha iyi işittikleri söylenebilir. Sazanlar ses dalgalarının suda yayılmasını belirleyerek duyarlar ve bu ses dalgaları sazanın beyninde bir mesaj olarak algılanır. Sudan geçen en ufak bir ses dalgasını bile algılayabilir ve bunu gürültü olarak yorumlayabilirler. Bu nedenle de suya attığımız oltanın suya çarpması ya da kamışımızın ucunun suya teması ile oluşan ses dalgası sazan tarafından hemen algılanarak bölgeye daha tedbirli yaklaşmasına neden olur.

Tad Alma, Koku: Sazanın gözlerine yakın noktadaki burun delikleri suyun geçmesine izin vererek sudaki çözünmüş herhangi bir maddeyi algılamasını sağlar. Bu algıladığı maddenin bir yem olup olmadığını kimyasal maddelere duyarlı hücreleri içeren ağız çeperi yolu ile saptayan sazan beynine bunun bir yem olup olmadığı mesajını gönderir. Eğer mesaj doğruysa ve algılanan madde bir yem ise sazan yemlenmesini doyana kadar sürdürür. ?ayet sazan algılanan maddenin yem olmadığına hükmederse bu maddeyi reddedip bölgeden uzaklaşır. Burada ilginç olan sazanların birçok maddeyi yem düşüncesiyle ağzına almasına rağmen bu maddeleri reddetme yetenekleri olmasıdır.

Görme: Sazanların insan gibi doğrusal bir görüş alanı değil yanlara ve yukarıya doğru 40-50 derecelik bir açı ile görüş sağlama yetileri vardır. Bu açının dışında kalan şeyler sazan tarafından görülemez. Bazı koşullarda sazanın görüş kuvveti son derece yüksekken yine bazı durumlarda oldukça kısıtlıdır. Eğer su derinse, bulanıksa, çamurlu ve mil parçaları ile doluysa sazanın görüşü zayıflar. Sazanın görüşü ışığın az olduğu zamanlarda zayıfken sığ ve berrak suda ve güneşli havalarda görme yeteneği oldukça güçlüdür. Böylesi koşullarda avlanan amatörün olta ve diğer malzemelerinin çok belirgin olmaması bir avantaj sağlayabilecektir.

Dokunma: Sazanların dokunma hissi iki biçimde çalışır. Birincisi, doğrudan gelip yemi ağzına alma ve bunun bir yem olup olmadığını saptama, ikincisi ise başından başlayarak kuyruk ucuna kadar giden ince kılcal tüpler vasıtasıyla vücudunun yan kısmı ile dokunarak ve yemler ile sakınılacak maddeleri, hatta en küçük hareketleri bile algılama yeteneğidir. Sazanlar aynı zamanda da ağızlarının iki yanında bulunan bıyıkları vasıtasıyla da yem olabilecek şeylere dokunabilirler ve onları algılayabilirler. Herhangi bir yeme bıyıkları ile dokunan sazan bu maddeyi gözleri ile görmese bile bıyıkları ile bu maddenin ne olduğunu değerlendirebilmekte ve bu maddeyi yemeye ya da onun bir oltaya bağlı olduğunu kavrayıp reddetmeye karar verebilmektedir.

Bütün bunları bilmenin bir amatöre genel kültür açısından mı katkısı olacaktır, yoksa onun oltasını hazırlarken bu bilgilerin bir yararı var mıdır? Bunun yanıtı aslında zor değildir çünkü oltanızdaki yem ne kadar çekici ya da güzel olursa olsun sazanın ağzına girmesi ve iğnenin onun ağzına batması için yukarıda belirtilen duyularla algılama testini geçmesi gerekecektir. Uygun bir biçimde hazırlanmayan ve güzel bir görüntü vermeyen yemlerin görünüş olarak kabul görme şansı düşük olacak ve dokunma sonucunda da hemen reddedileceklerdir. Sazanların hayatta kalabilmek için duyu organlarını kullandıkları ve hayatta kalmanın açık bir tehlike oluşturan şeylerden sakınmak demek olduğunu kavrayacak kadar da aptal olmadıkları göz önüne alınmalıdır.

SAZANIN BESLENMESİ:

Sazanın yakalanabilmesi için iğnenin ağzına girmesi gerekir. Bazen iğnenin bir tesadüf eseri ağza girdiği durumlar varsa da genelde sazan yemi yemek için ağzına aldığı zaman oltaya yakalanır. Bir maddeyi yem ya da yiyecek maddesi olarak algılayan sazan onu ağzına alarak doğrudan değerlendirmek isteyecektir. Tıpkı oksijen solumak amacıyla olduğu gibi ağzını açan sazan, solungaçlarını kapayarak suyu ağza çeker. Bu suyun içindeki maddeler de bu bölgeye aynı şekilde girmiş olur. Ardından ağız kapanır, ağzın üst kısmı yine yükselir ve solungaç kapaklarından fazla su dışarı atılır, bu arada su vasıtasıyla ağza alınan yem sazanın dili vasıtasıyla da tutulur. Bu çok uzun gibi görünen süreç aslında anlık ve çok çabuk olan bir eylemdir. Sazanların, adına “Emme-tükürme” denilen ve sudaki maddeleri ağza çekerek ardından dışarı tükürme yetileri bu eylemin çok çabuk olmasını sağlar. Sazan çok miktarda suyu ki bu sazanın büyüklüğüne ve ağzında yaratabildiği vakum yaratma kabiliyetine bağlıdır, ağzına çekebilir ve 15 cm’den uzaktaki maddeleri bile bu su ve vakum sayesinde emebilmektedir. Yine ağzına aldığı suyu ve içindeki maddeleri de 25 cm.’ye kadar püskürtme yeteneği olan sazanın bu yeteneği de onun büyüklüğüne ve ağzına aldığı maddelerin yoğunluğuna bağlı olacaktır. Emme ve püskürtmeye ilaveten sazanlarda maddeleri dudakları ile kaldırma yetenekleri de mevcuttur. Sazan bu işlemi yaparken önce dudaklarını ileri doğru uzatır ve hafif bir emme hareketi ile yemi yavaşça içeri çeker. Aslında bu bir bakıma tedbirli ve sertçe olmayan bir emme-püskürtme işlemidir. Bu açıdan bakıldığında sazanın ağzının sadece yemin içeri çekilmesine yarayan bir delik olduğu söylemek yanlış olmaz. Sazanın ağzının içinde insanınkilere benzeyen ancak biraz daha küçük olan ve boğaz kısmında bulunan dişler yemi sindirim sistemine geçmeden önce parçalamak amacıyla ağzın üst kısmı ile sıkıştırarak ezme işlemini gerçekleştirir. İnsandakine benzer bir midesi olmayan sazanın sindirim sistemindeki yiyecek maddeleri enzim olarak bilinen salgılar yoluyla parçalanırlar. Parçalanan bu yiyecek maddeleri emilir ve sazanın vücuduna besin olarak geçer.

Yani kısacası, sazanın yakalanabilmesi için daima yemin ve dolayısıyla da iğnenin sazanın ağzına girmesi gereklidir. Bu da oltanın ucundaki yemin olabildiğince cazip bir biçimde sunulmasını gerektirir ki sazan onu yem olarak alsın ve ağza girmeden onu reddetmesin. Eğer sazan ağzına aldığı yemi ve dolayısıyla da iğneyi reddetmeye kalkarsa da bunu yapabilmesini zorlaştıran olta takımı muhtemelen en verimli olta takımı olacaktır.

Sazanın Yemlenmesini Etkileyen Faktörler:

Ne yazık ki herhangi bir gölet ya da su kaynağında sazanın nasıl beslendiğini ve hangi olta takımının kullanılması gerektiğini tam bir kesinlikle söylemek mümkün değildir. Bunun nedeni, sazanların yemlenme davranışlarının birçok faktörden etkilenmesidir. ?imdi bunlardan bazılarını inceleyelim:

1. Sazanların Bireysel Özellikleri. Burada, bir sazanın ağız şekli, ağız boyutu ve yapısı ile vücut şekli ve yapısı devreye girer. Sazanlar bireysel özellikleri açısından insanlara benzerler. Yani bunun anlamı, ideal beslenme koşullarında bile sazanların hepsinin yemlenmediği ya da kötü beslenme koşullarında bile yine hepsinin yemlenmekten vazgeçmediği gerçeğidir. Bazen, sazanın ne yapacağını kestirmek mümkün olsa da bu çoğu zaman bir amatörün onu aldatabileceğinin kesin olması anlamına gelmeyecektir.

2. Balıkçı Baskısı: Sazanların belirli gölet ya da su kaynaklarında hep aynı tip oltaları görüp, bunlara karşı bir savunma mekanizması geliştirme eğiliminde oldukları ve bu tip oltaları tehlikeli olarak değerlendirip, yemlenme alışkanlıklarını bile değiştirebildikleri ileri sürülmektedir. Böyle durumlarda sazanların söz konusu oltaların etkili olamadığı bir yemlenme biçimine yöneldikleri göz önüne alınmalıdır. Böylesi durumlarda amatörün oltasını sazanı aldatacak şekilde ve ona cazip gelecek şekilde değiştirmesi gerekmektedir. Bir gölette çok sayıda amatörün avlandığı durumlarda, bol miktarda yemleme yapılması bazen sazanı doyuracak noktaya kadar ulaşır. Ayrıca, bir gölette amatörlere ait bir sürü olta misinasının bulunması, tekrar tekrar olta atıp çekmeler sonucu suya çarpan her kurşun ve olta ile bunun bir tehlike sinyali olarak algılanması arasında kurulan bağlantılar sazanların güvenle beslenmesi yerine korku ve paniğe neden olacak ve sonuç olarak da sazanın yeme yaklaşmasını daha tedbirli bir hale getirecektir.

3. Yeme Güven Duyma: Eğer sazanda sunulan yeme karşı bir güven duygusu varsa onu alması ve dolayısıyla da oltaya yakalanması olasılığı artabilecektir. Ancak eğer sazan sunulan yeme karşı emin değilse ya da sunulan yem onu huylandırıyorsa, nasıl bir olta kullanılırsa kullanılsın,yemlenmeye karşı tedbirli olacak, ince eleyip, sık dokuyacaktır.

4. Mevsim ve Zaman: Sazanlar tüm yıl boyunca yemlenmeyi sürdürmelerine rağmen yılın bütün dönemlerinde aynı yoğunlukta yemlenmezler. Sazanların daha yoğun yemlendikleri yaz aylarında sunulan yeme yaklaşımları daha güvenli ve emin olabilecekken ideal yemlenme koşullarından uzakta oldukları kış aylarında ise yemlenmeleri daha seyrek, düzensiz ve tedbirli olacaktır. Genelde en verimli takımlarla avlanmak avantaj olmasına rağmen eğer sazanların yemlenme koşulları ideal olmaktan uzaksa o zaman bu tedbirli yemlenenlere karşı, olta takımlarımızda da değişikliklere başvurmak iyi bir fikir olabilir.

5. Hava Basıncı: Hava koşullarının sazanların beslenme alışkanlıkları üzerine son derece önemli etkiye sahip olduğu artık bilinen bir gerçektir. Yüksek basıncın hüküm sürdüğü, açık, güneşli ve sıcak günler ile yine yıldızlık ve nispeten soğuk geceler anlamına da gelen periyotlarda genel olarak sazanın istekli bir yemlenme davranışı göstermediğine işaret edilmektedir. Alçak basıncın olduğu, bulutlu, lodos ve yağışlı havalarda oksijen oranının artması, su türbülansının çoğalması ve kapalı havaların karanlığı artırması nedeniyle sazanlarda yemlenme davranışında bir hareketlilik olacağı da iddia edilmektedir. Bu nedenle böylesi havalarda iyi bir oltanın verimli olacağını beklemek daha rasyonel olacağından, eğer oltalara balık vurmuyorsa takımların yeniden gözden geçirilmesi de gerekebilecektir.

Yukarıda verilen faktörlere bir sürü madde daha ilave edilebilir, ancak şu bir gerçektir ki sazanların kullandığınız yeme karşı güvenleri varsa, fazla bir balıkçı baskısından kaynaklanan korku unsuru yoğun değilse, yemlenme koşulları iyiyse ve özellikle de sazanlar olta atığınız bölgede bulunuyorlarsa ve tüm bunlara rağmen oltanızda tık yoksa, o zaman oltanızı ve düzeneğinizi yeniden gözden geçirmek daha akıllıca olacaktır. Bir başka deyişle de eğer sazanların pek güvenmediği bir yem kullanıyorsanız, yemlenme koşulları olumlu değilse, ortamda ve avlakta yoğun bir balıkçı baskısı hissediliyorsa, hatta sazanların bulunduğu yer konusunda da şüpheleriniz bulunuyorsa böyle bir durumda da otomatik olarak oltaları sorumlu tutmak ve suçlamak hiç mantıklı olmayacaktır.

Partikül yemler için kullandığım bazı sazan yemleme aparatları...


Son yıllarda, sazan peşinde koşanların hemen hepsinin kabul ettiği bir gerçek var, o da sazan avında yemlemenin randımanı artırdığı yönünde. Bunun doğruluğunu artık tartışmıyoruz, çünkü doğru olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de hemen hemen avlanmaya gittiğim tüm göletlerde sazan amatörlerinin yemleme yaptığına tanık oluyorum. Yemleme yapmanın randımanı artıracağı bir gerçek olmasına rağmen yemlemenin nasıl yapılacağı konusunda ise birçok yerde farklı uygulamalar ve yaklaşımlar gözüme çarpıyor. Özellikle şamandıralı olta ile avlananlar kilolarla yemi olta attıkları noktaya, yani başka bir deyişle şamandıralarının bulunduğu noktaya atıyor ve yemleme yapmış olmanın huzurunu duyuyorlar. Ancak bu yemleme eyleminin ne sıklıkla ve nasıl yapılacağı konusunda hemen hemen her amatör kendi kafasına göre ya da deneyimlerine göre takılıyor. Yani yemleme konusunda bir sistematik takip edilmiyor, ya da bilinmiyor. Bu da yemleme deyince akla eldeki yemi suya atmaktan başka bir şey gelmiyor.

En sevdiğim sapanlardan biri ESP'nin partikül yemler için uygun olanı, hem yemi fazla dağıtmıyor hem de çok miktarda yem alıyor...


Ben bu konuda yaptığım araştırmalar ve deneyimler ışığında gözüme çarpan bazı yemleme davranışları ile sazan uzmanlarının bu konuda söyledikleri arasında bağlantılar kurarak aşağıdaki hususları saptamaya çalıştım. Dilerim sazancı dostlara bir yararı olur.

(1.) Sazan avında yemlemenin en temel ilkesi az ve sık yemlemektir. Uzmanlar bu konuda şöyle bir örnek veriyorlar: Bir parkta güvercinleri yemlediğinizi düşünün. Elinizdeki tüm yemleri yere atarsanız ne olur? Bir, iki güvercin gelir ve onların tamamını yiyerek gider. Oysa, eğer elinizdeki yemin az bir kısmını atarsanız, bir, iki güvercin gelerek onları yemeye başlayacak, ve siz yemlemeyi sürdürdüğünüz müddetçe de o güvercinleri gören başka güvercinler de o noktaya gelecektir. Bu örnekten hareketle sazan avında da yemleme az ama sık yapılır ise, sazanların yemi bitirip uzaklaşmaması için gereken ilgi sağlanmış olacaktır. Oysa benim göletlerde gördüğüm, çoğunlukla bunun tam tersi oluyor ve amatörler yemleme için ayırdıkları yemi bir kerede suya atarak adeta yemleme işinden kurtulmuş olmayı tercih ediyorlar.

(2.) Uzmanlar, kullanacağınız yem oranının, göletin hacmi, göletteki sazan miktarı ve aynı zamanda da orada sizin yeminizi yiyecek diğer balıkların oranı gibi çeşitli faktörlerle de şekillendiğini ileri sürüyorlar. Bu konuda da örnek olarak: Bir parça çikolatayı köpeğinize bir evde buldurmaya çalıştığınızı düşünün. Eğer bu çikolatayı bulma konusunda köpeğinizin ilgisini çekmeyi sürdürürseniz sonunda köpek onu bulacaktır. Aksi takdirde vazgeçip gidecektir. Eğer küçük çikolata parçacıklarını köpeğinizin bulmasını istediğiniz noktaya kadar uzatırsanız köpek büyük çikolatayı daha çabuk bulacaktır. Bu sazan için de böyledir. 3 hektarlık bir gölette görüntüsü de çok belirgin olmayan bir yemin özellikle göletin tabanının da milli ve çamurlu olduğunu düşünürsek kolay bulunacağını düşünmek pek akıllıca olmayacaktır. Bu nedenle de burada aslolan sazanı yemin bulunduğu bölgeye çekmek ve ardından da onu orada tutabilmektir.

(3.) Sazan yemleme de tıpkı birçok tekniğin akıllıca kullanılmasında olduğu gibi hem pratik yapma hem de zaman harcama ile mükemmele ulaşabilecektir. Yanlış bir yeri yemleme, az ya da çok yemleme ya da sevilmeyen bir yem kullanma gibi uygulamalar hep olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Ünlü bir İngiliz sazan amatörüne göre, yaşlı ve tedbirli sazanlar tek bir bölgeye yoğunlaşmış yemlemeyi tehlike sinyali olarak algılayabiliyorlar. Çeşitli deneylerle böyle yemlenmiş bir alana sazanın yaklaşımını inceleyen uzmanlar, trofe boylardaki sazanların böylesi yoğun yemlenmiş bir alana tepkilerini o alanın dış kenarlarından yemlenerek gösterdiklerini, daha küçük sazanların ise direk olarak bölgenin ortasından yemlenmeye başladıklarını belirtiyorlar. Oysa ben, göletlerde yemleme yapan amatör dostlarımda genelde “Ne kadar çok yem, o kadar iyi!” anlayışının daha yaygın olduğunu ve killolarca yemi suya boca ettiklerine tanık oluyorum. Bu nedenle de uzmanlar yemleme olayının bir sanat olduğuna dikkat çekerek, bir bölgeyi aşırı yemlerseniz, balık o bölgeden yemlenmeyi kesecek, az yemlerseniz de yine balığın bir başka bölgeye gideceğini belirtmektedirler.

(4.) Bazı yemler doğada bulunmadıklarından bir alışkanlık hayvanı olan sazan için hiçbir cazibe sunmazlar. Bunun en yaygın örneği bizim avlandığımız avlaklarda “boili” tarzı yemlerin istenen verimliliğe ulaşamaması değil midir? Sazanların dietinde böyle bir yem olmadığından dünyanın en muhteşem boilisini de sunsanız eğer avlağın sazanlarına aşina değilse bir tepki alamıyorsunuz. Ancak boili tarzı yemlerin uzun bir ön-yemleme periyodunun ardından verimli olabildiği de bilinmektedir. Eğer bir avlağı düzenli bir biçimde ve uzunca bir süre boili ile yemlerseniz ve o avlakta avlanan diğer amatörlerin de boili ile avlanmasını, dolayısıyla da yemleme yapmasını sağlarsanız söz konusu avlakta boili tercih edilen bir yem olabilmektedir. Çünkü sazanlar bu yeme alışacak ve olumsuz bir tepki ortaya koymayacaklardır. Özellikle orta Anadolu avlaklarında boili çoğu zaman mısıra ya da hemen her amatörün kilolarla döktüğü benzer partikül yemlere yenilmektedir. Halbuki sistematik yemleme ile boilinin hem sazanlar için doğru bir beslenme oluşturacağı hem de birçok amatörün rahatsız olduğu diğer balıkların yemi tırtıklamasına engel olacağı açık değil midir? Bunun sonucunda da bazı amatörlerin dediği “Bizim sazanlar yabancıların yeminden anlamıyor!” gibi saçma sapan yorumları sık duymak kaçınılmaz olmaktadır.

(5.) Sazan avında yemleme yaparak avlanırken dikkat edilmesi gereken bir husus, özellikle birkaç günlük avlarda, belirli bir bölgeyi yemledikten sonra ikinci bir bölgeyi de yemleyerek balığı bu bölgede de tutabilmektir. Bu, birkaç nedenden dolayı avantaj yaratır. Birincisi, öncelikle avlandığınız bölgede balığın ilgisini bozacak bir hata ya da gürültü olması durumunda ikincil bir avlanma noktası yaratmak. İkinci ve daha önemlisi de birinci bölgede doygunluk oluşması halinde avı kesmeden ikinci bölgeye yönelebilecek ve o bölgede de avlanmayı sürdürebileceksiniz. Yine yapılan deneylere göre birinci bölgede balıklar bölgeye adapte olamadan yaklaşık 10%’u yakalanmaktadır. Bu da ya sizin başka bir noktaya gitmenizi ya da taktik değiştirmenizi gerekli kılacaktır. Başka bir bölgeye yönelme daha kolay yapılabilecek ve eğer siz yine birinci bölgeyi yemlemeyi sürdürürseniz daha sonra yeniden aynı noktaya dönebileceksiniz. Bu durumda da bu bölgedeki balıklar, ya varlığınızı unutmuş olacaklar ya da bölgeye yeni balıklar gelmiş olacaktır. Ben bunu özellikle belirli avlaklarda denedim gerçekten de işe yarıyor, eğer yemlemeyi sürdürürsem birinci noktada balık atlaması ve yemlenme devam edebiliyordu.

(6.) Bu konuda bir kitabı bulunan ünlü yazar Tim Richardson, “rekabetçi güdüye dayanan balık aktivitesi” adını verdiği bir uygulamanın son derece başarılı olduğundan bahsetmektedir. Bunu gerçekleştirmek için belirli bir bölgeyi kademe kademe artan yemleme ile yoğunlaştırmakta ve çok sayıda küçük balıkta bir yemlenme aktivitesi güdülemektedir. Böyle bir durumda son derece huylu ve tedirgin büyük sazanların bile dolduruşa gelerek üst düzeyde bir güdülenmiş davranış biçimi sergilediklerini iddia etmektedir. Trofe boylardaki sazanların rekabetçi yemlenme güdüsü içinde yemden huylansalar bile yemlenme yapabildiklerini belki de açgözlülüklerine yenildiklerini iddia etmektedir. Ben buna benzer bir örneği kaz avından vermek istiyorum. Mevsim başında, o senenin palazı olan yeni yetme kazların sayısının çokluğu ve tedbirsiz davranmaları usta denilebilecek daha yaşlı kazlara bile hata yaptırmakta ve daha kolay avlanmalarına neden olabilmekteydi. Richardson’a göre büyük sazanlar böyle bir güdülenmiş ruh hali içinde çok miktarlarda yemi küçüklerin önünden kaparak kaçmakta, ardından tekrar aynı noktaya gelerek yeniden bir miktar daha kapmayı sürdürebilmekteydiler. Bu gidiş gelişlerde bir müddet sonra başka sazanlarda onlara katılmakta ve ortaya daha büyük bir yem kapışma güdüsü çıkmaktaydı. Eğer amatör böyle bir davranışı tetikleyecek bir yemleme ustalığı gösterirse doğal olarak mükafatı da büyük olacaktır.[/SIZE][/COLOR]

(7.) Konuyla ilgili bir başka kaynakta da sazanların ortamda bol bulunan yeme yönelik bir yemlenme alışkanlığı kazanma eğilimi gösterebildiklerinden bahsetmektedir. Bence de bu öylesine doğru bir saptamadır ki, kendi deneyimlerimle buna sık avlandığım bazı avlaklarda defalarca tanık olmuşumdur. Bir sene önce canlı yem ya da gümüşle harika avlar yaptığım bir avlakta ertesi sene avlağın en güzel gümüşlerini ve canlı yemlerini kullanmama rağmen balık tık dememekte ve bende neredeyse kafayı yemekteydim. Sonraki yıllarda canlı yemle avlandığım senelerde hep avlakta canlı yem oranında aşırı bir fazlalık olduğu periyotlarda en fazla balığı yakaladığımı farkettim. Yani bu demek oluyor ki küçük balığın ya da canlı yemin çok olduğu yıllarda canlı yemle beslenme alışkanlığını artıran sazan buna alışmakta ve mısır ya da diğer yemleri reddetmekteydi. Bunun tam tersi olduğu yıllarda ise canlı yemin azlığı nedeniyle mısır ve diğer yemler cazip gelebilmekteydi. Doğal olarak benim bunu farkedene kadar kaç av ve sezon boyunca boş geldiğimi tahmin edebilirsiniz sanırım.

Kısacası sevgili sazancı dostlar, ne yazık ki yemleme diyerek pek fazla ayrıntıya girmediğimiz bir konuda bile bilinmesi gerekenler olduğu ortaya çıkıyor. Bu da bizlere sazan amatörlüğünün “Attım Ağzına, Gitti Boğazına!” türü bir basitleştirmeden ziyade, avda verimi artırma açısından ciddiye alınması gerekenler olduğuna bir kere daha işaret etmiyor mu?

KI? AYLARINDA SAZAN AVCILI?I:

Kışın sazan avı özellikle kara ikliminin hüküm sürdüğü Anadolu kentlerinde yaşayanlar olmak üzere, bir çok amatörün kafasını kurcalayan bir konudur. Bazı kaynaklarda “Kışın sazan avı olmaz!” gibi ifadeler olsa da bunun gerçeği yansıtmadığı bütün kış sazan yapan avlakların varlığı nedeniyle ortaya çıkmıştır. Ancak kışın sazan avcılığının bazı özellikleri vardır ki olayı asıl karmaşık hale getiren sanırım bu özelliklerdir. Bir sürü balıkçı, göl suları soğumaya başladığında balıkların derin bölgelere çekildiğini ve havaların ısınmaya başladığı bahar aylarına kadar oralarda kaldığını sanır. Oysa bu durum çok ender olan bir olaydır ve bu yaklaşım büyük oranda yanlıştır. Ayrıca bazı amatörler, kışın çok soğuk sığ sularda balık tutabilmelerini oksijen düzeyinin bu noktalarda daha yüksek olması ile ilişkilendirmektedirler. Ancak zaten tüm göl suyu kış boyunca en yüksek düzeyde oksijen oranına sahip olduğundan bu yaklaşımın da doğru olmadığı ortadadır. Sazanlar, insanlar, köpekler, kediler vs. gibi dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun vücut ısıları sabit kalan, sıcak kanlı değil su ısısının düşmesi nedeniyle vücut ısıları da düşen soğuk kanlı hayvanlardır. Sazanların su ısısının düşmesi ile vücut ısısı da düşmeye başladığından, yazın olduğu kadar aktif olamaz ve hareketsizleştiği için de daha az enerjiye ihtiyaç duymaya, ve bu nedenle de çok daha az yemlenmeye başlarlar. Bu da kışın sazan avını yılın diğer zamanlarına oranla çok daha zor bir hale getirir. ?imdi konuyla ilgili diğer özellikleri ve merak edilenleri inceleyelim.

Kışın sazan avı peşinde koşanlar böylesi bir paten sahası görüntüsü gibi sürprizlere hazırlıklı olmalıdırlar...


İklimsel Özelliklerin Getirdikleri ve Thermocline.

Gölet ya da sabit su kaynaklarında suyun +4 derecede yoğunluğu en üst düzeydedir. Ve bu noktada balıklar son derece uyuşuk bir hal alırlar. Suyun en düşük yoğunluğu ise 0 derecede oluşur. Yani su ısısındaki küçük bir düşüş suyun yoğunluğunu küçük bir artıştan çok daha fazla etkiler. Bu nedenle kışın sazanların yemlenme alışkanlıklarını tetikleyen işte bu su yoğunluğundaki düşüş gibi görünmektedir. Çünkü yeni donmuş bir gölde buzun altındaki sazanların bile aktif olarak yemlendiği hem gözlemlenmiş hem de raporlara geçmiştir.

Sonbahar yaklaşırken ve suyun yüzey ısısı düşmeye başladığında balıklar hala sıcak olan derin sulara yönelirler. Su ısısı düşmeye devam ettikçe balıklar daha derin bölgelere doğru çekilirler. Ta ki suyun yüzey ısısı +4 dereceye düşene kadar derin bölgelere çekilmeyi sürdürürler. Suyun yüzey ısısı +4 dereceye düştüğünde yüzeydeki su tabakası alta doğru düşmeye başlar ve bu tabaka sonunda gölün en derin noktasına kadar ulaşır. Farklı yoğunluklara sahip su tabakaları öyle hemen birbirleriyle karışmazlar. Bu yüzden de göl suyundaki tüm derinliklerde farklı yoğunluk dereceleri olan çeşitli tabakalar oluşur. Bu su tabakaları çok yavaş bir şekilde birbirleriyle kaynaşırlar ve bu kaynaşmada da var olan herhangi bir su altı akıntısından yardım alırlar. Yoğunluğu daha yüksek olan su gölün tabanına doğru battıkça tüm gölün en derin yerlerinde kış boyunca +4 derecelik su sabit olarak kalacaktır. Yoğunluğu artan su tabakaları bu derin bölgelere çökerken, derin bölgelere çekilmiş olan balıklar yeniden sığ sulara doğru hareketlenecek ve donma noktasına çok yakın 0.5 derecelerde bile yemlenmeyi sürdürecektir. Bu ısı bilgileri ile donanmış kış balıkçısı eğer koşulları doğru yorumlarsa yüksek verim alabilir.



Thermocline termal olarak tabakalanmış su kütlesi anlamına gelir. Daha basit ifadelendirilirse, iki su tabakası arasındaki su katmanı olarak da adlandırılabilir. Sıcak havalarda güneş ile ısınan yüzeydeki su tabakasına epilimnion denir. Bu tabaka aşağıdaki daha soğuk su katmanının ki bu da hypolimnion olarak biliniyor, üzerinde yer almaktadır. Bu iki su tabakası arasında da thermocline adı verilen katman bulunmaktadır. Yukarıda da belirttiğim üzere belirli bir yoğunlukta dibe çöken su, belli bir noktadan sonra dibe çökmemekte ve tabandaki su ile yüzeydeki su arasında 0 ile +4 derece arasında bir alanda kalmakta ve tüm katmanların dolaşımı sabitlenirken yüzey 0 ile en soğuk bölgeyi en alt katman ise +4 ile en sıcak tabakayı oluşturmaktadır.

O zaman biz de sazanı bu sıcak bölgede yakalarız diye düşünesi geliyor insanın ama bu iş sadece derin göletlerde bu şekilde oluyor, sığ sularda ise yüzeydeki soğuk su tabana kadar ulaşabildiğinden thermocline adı verilen tabaka burada yok oluyor. Derin sularda thermocline yıl boyunca varlığını sürdürürken sığ sularda su ısısı büyük farklılık gösterebiliyor. Bazı kaynaklara göre thermocline genellikle 3,5 ile 6 metre derinlik arasında bir yerlerde oluşuyor ama bu tabakanın gerçek derinliği gölden göle farklılık gösterdiğinden sadece deneyle bulunabiliyor. Bu nedenle thermocline tabakasının sazan avında çok da önemli bir faktör olmadığı, sadece derin ve büyük göletlerde etkili olabildiği de tartışılmaktadır. Konuyla ilgili ünlü sazan avcısı Jim Gibbinson “Sanırım amatörler thermocline tabakasında avlanma ile sazanın kendisini en rahat hissedebildiği yerde avlanma olayını birbirine karıştırıyorlar. İnsanlar muhtemelen bunun ısıya bağlı olduğunu düşünüyor ki aslında bu büyük olasılıkla bir basınç meselesi bence. Sazanlar kendilerini en rahat hissettikleri bölgede kalacaklardır ki b u bazen bir gölün tam ortası bile olabilir.” demektedir. Büyük usta, açklamasını şu şekilde sürdürüyor “Sazanların bu kendilerini rahat hissettikleri bölgeyi belirleyen faktörler konusunda kesin olmak çok zordur. Çünkü bunun içine ısı, su basıncı, çözünmüş oksijen oranı ve beslenme olanağı gibi hususların hepsi girer, ve bunlar gün içinde de değişiklik gösterebilirler.”

Hayat yokmuş gibi görünüyorsa da aşağıda ne kuzuların baharı beklediğini tahmin etmek güç değil...


Bu arada devreye başka faktörler de giriyor. Bunlardan biri rüzgar. Rüzgar thermocline tabakasının eğilmesine neden olabiliyor. Örneğin göletin derin bölgesine doğru yeterli kuvvette ve müddete esen rüzgar aşağıdaki tabakanın yükselmesine ve rüzgarın estiği yöne doğru gitmesine neden oluyor. Rüzgar kesildiğinde ise thermocline tabakası yeniden yerini buluyor. Yüzeyde buz oluştuğu durumlarda buzun altındaki su ısısı sabit olduğundan sazanlar böyle koşullarda da yemlenme isteği duyabiliyorlar. Bu koşullarda yüzeyin hemen altından, hatta buzda açılan deliklerden ya da buz tutmuş bir göletin donmamış kısımlarından da sazan yakalamak mümkün olabiliyor. Eğer rüzgar dondurucu soğuklarda suyun buz tutmasını engelliyorsa yüzeydeki buzlu su farklı derinliklerdeki su katmanlarıyla karışacağından bu dönemde sazan beslenme açısından isteksiz, ya da en az istekli bir hal alıyor. Ancak sazanlar soğuk kanlı hayvanlar olduklarından bu koşullara da alışır alışmaz yeniden yemlenmeye devam edeceklerdir.

Rüzgarın etkisi sazanın beslenme alışkanlıklarında kışın da önemli bir rol oynar. Çünkü rüzgar estiği yöne doğru yüzeydeki su tabakasını götürür ve bu tabaka kıyıya çarparak batar ve tabandan geri döner. O zaman da kışın avlanırken rüzgarı arkaya almak yani yazın aksine rüzgarın enseden esmesi daha doğru olabilir. Çünkü sazan yüzeydeki soğuk suyun çarptığı kıyıda olmayı tercih etmeyecektir. Yazın ise bunun tam tersi rüzgarı cepheden gören kıyıda olmak daha mantıklıdır. Çünkü su yüzeyindeki hareket suyun oksijenini çoğaltacak, ayrıca dövülen kıyıya bir besin hareketi de yaratabilecektir. Bu arada rüzgarın niteliği de önemlidir. Genelde sazanlar serin olandan çok sıcak rüzgarları severler. Ancak bunun anlamı nedir? Örnek olarak, hava sıcaklığı 16 derece iken suyun ısısı 14 derece ise bu rüzgar sıcak olarak değerlendirilebilecek ancak hava sıcaklığı 16 derece iken su sıcaklığı 18 derece ise bu rüzgar da serin rüzgar olarak değerlendirilir. Kış aylarında rüzgardan çok yer seçimi daha büyük önem taşırken sevilen rüzgarlar ılık ve yumuşak olanlardır, sevilmeyenler ise sert ve soğuk esenler olacaktır.

Böylesi koşullarda belki de en güzeli sıcak bir içecek ile manzaranın güzelliğine dalmak olabilir...


Kışın Sazanın Yeri İle İlgili Özellikler.

Kışın sazan tutabilmenin en temel özelliği yerle ilgili olandır. Sazanı kışın yakalayacağınız yerle ilgili olarak araştırmanın iyi yapılması gerekmektedir. Gidilecek yerin kışın sazan yakalanabilen bir tarihçesi olması gerektiğinden, yani burada evvelce kış aylarında sazan yakalanmış olması gerektiğinden, bu yerle ilgili bol bilgi toplanılması akıllıca olacaktır. Bazı sular ve bazı göletler Kasım ayından ?ubat ayına kadar hiç sazan yapmamıştır. Tarihinde kış aylarında bir tek sazan tutulmamış bir yerde, bu gerçeği göz ardı ederek, olmamış bir şeyi ispatlamaya çalışmanın anlamlı bir yaklaşım olup olmayacağı iyi değerlendirilmelidir. Bu nedenle, eğer kış aylarında sazan yakalama konusunda bir deneyim sahibi değilseniz 3 altın kuralın gözönüne alınması akıllıca olacaktır.

Kural 1: İyi bildiğiniz ve yakın zamana kadar, yaz aylarında sazan yakalamış olduğunuz bir yeri seçin.
Kural 2: Kışın en azından birkaç sazanın yakalandığını bildiğiniz bir yeri seçin.
Kural 3: Evinize ya da işyerinize yakın bir suyu seçin ki uygun zamanda gidip dönebilesiniz, çünkü kışın günler çok kısadır.

Kısacası kışın sazan avında ilk yapılması gereken balığın bulunduğu yerin saptanmasıdır. Havaların soğuması ile sazanın hareketlerinin çıplak gözle saptanması genel olarak azaldığından, en iyi başlangıç noktaları yazın, ya da havalar iyiyken balık yapan noktalardır. Öncelikle bu noktalardan araştırma başlanmalı ve balığın vurmamasına alışılması gerekmektedir çünkü balıktan boş dönme kışın sazan avının büyük kısmında olma ihtimali yüksek bir sonuçtur. Eğer “Ben balığın vurmamasına katlanamam!!” gibi bir yaklaşımınız varsa, sıcak bir evde oturulması ya da balık yapan sıcak su kaynaklarına gidilmesi daha akıllıca olacaktır. Balığın bulunduğu yer kışın bölgede avlanan başka balıkçılardan öğrenilebildiği gibi, suya devrilmiş ağaç, kök, çalı gibi noktalar, kayalık, mil tabanlı ve taşlık alanlar, çürümüş bitki kalıntılarının bulunduğu bölgeler, avlağa karışan suların ağızları hep ümitli yerler olup kontrol edilmesi gerekir. ?unu hiç unutmamak gerekir ki bir derecelik bir ısının çok küçük bir bölümü bile kışın sazan üzerinde bize 10 derecelik bir ısı farkının yapacağı etki gibi bir etkiye sahip olacağından, sularda azıcık bile olsa bir ısınma, onları yemlenmeye sevkedebilecektir. Kışın sazanlar, sıklıkla bir göletin 1, 2 ya da 3 alanında birbirine yakın bir biçimde bulunabilirler. Bu nedenle, bir noktaya sabitlenip kalma yerine daha mobil bir yaklaşımla birden fazla bölgeyi yoklamakta yarar vardır. Hatta bunun için her yarım saatte bir oltaların yerinin düzenli bir biçimde değiştirilmesi bile bir avantaj sağlayacaktır. Oltanızı uzakça bir noktaya atıp belirli bir müddet bekledikten sonra 10-15 metre çekmek, bu noktada da belirli bir müddet bekledikten sonra yine bir o kadar daha çekmek biçiminde yoklamalarla yapılan araştırma, hareketsiz durmakta olan bir sazanı bile hareketlendirip onda uyanacak bir merakla olumlu sonuç doğurabilir. Bütün mesele sazanın bulunduğu yeri saptamaktır ki bu bazen 30cm.lik bir derinliğe sahip kıyı bölgesinde olabildiği gibi göletin en derin noktası olan orta bölgesi bile olabilmektedir.

Boşta gezen bir insan misali zamanınız çoksa kış balıkçılığının yarısını sazanın bulunduğu bölgeyi aramakla heba edersiniz. Zaten bu nedenle de geçmişte sazan yakalandığını bildiğiniz bölgenin seçilmesi tavsiye edilmektedir. Bir göletin, kışın balık yapan bölgesinin neresi olduğuna dair kesin kurallar yoktur. Eski bir inanış olan kış aylarında sazanın derin bölgelerde yakalandığı görüşü bütün sular için geçerli değildir. Evet bazı yerlerde bu doğrudur ama birçok gölde sazan veren bölgeler sığ sularda olabilmektedir. Bazı balıkçılar tabanı mil olan göllerin tabanı taşlık yapılı olan göletlere oranla daha iyi balık yaptığını belirtiyorsa da kimileri de bunun tam tersini söylemektedir. Bu yüzden bu fikirler pek tutarlı değildir. Ama sazanın tüm sularda yazın bulunduğu otluk ve yosunlu, sazlık tabanlı bölgelerden fazla uzaklaşmıyor olmasıdır, bu nedenle de bu bölgelerde ya da yakınlarında suyun derinliği ne olursa olsun balık yakalanabilmektedir. Sazanlar eski, ölmüş, çürümüş ve yeni çıkmakta olan yosun-ot tabanlı yerleri, kalın mil tabanı olan bölgelere oranla daha cazip bulabilmektedirler. Ancak, burada sazanın bulunduğu bölgenin seçilmesi derken oltaların atıldığı belirli bir alan değil bazen gölün yarısını bile kaplayan bir bölgedir. Yani söylenmek istenen, kışın sazanların belirli bir noktaya kümelenip tüm balığın bir araya üşüşmesi gibi bir topluluk oluşturmadığı gerçeğidir. Bundan kasıt, belirli bir alan dahilinde her sazanın kafasına göre gezip dolaştığı bir bölge oluşturmasıdır. Bu nedenle de tüm yemlerinizi ve oltalarınızı bir noktaya odaklayacak şekilde atarsanız bunun sonucu büyük olasılıkla hüsran olacaktır.


Kışın Sazanın Yemlenmesi İle İlgili Özellikler.

Sazanlar kışın çok daha az beslendiklerinden amatörün de buna uygun biçimde az yem kullanması daha doğru olacaktır. Yemleme konusunda ise çok daha dikkatli olunması gerekir. Bütün başarılı kış sazanı amatörleri çok az yemleme yaparlar. Bunun nedeni sazanın yazın olduğu kadar aktif olup yem peşinde fazla koşmamasıdır. Kışın ideal olarak kullanılabilecek yemlerden biri hamurdur. Özellikle çeşitli katkı maddeleri ile tadlandırılmış hamur iyi randıman veren bir yemdir. Bir başka uygun yem de mısırdır. Özellikle koku eklenen mısırlar daha verimli olabilmektedirler. Kuru yemiş türevi yemler içerdikleri yağın katılaşması nedeniyle çok efektif yemler olarak görülmeyebilirler. Pelet yemler, buğday, göce gibi yemler de oldukça etkilidir. Burada, iğneye takılan yemin de mümkün olduğunca küçük olması önemli bir avantajdır. Ayrıca kullanılan yemlerin çözünürlüklerinin yüksek olması ve hazımlarının da kolay olması sazanların onları tercih etmesi için önemli nedenlerdir. Hazmı güç olan yemlerin sazanın kaçındığı enerji harcamaya neden olabileceği için sevilmemesi mantıklı olabilir. Böylesi kolay hazımlı yemler arasında küçük kemik kurtları ve solucanlar da sayılabilir. Bazı uzmanlar kullanılan yemin görünürlük özelliğinin de yüksek olmasını tercih etmektedirler. Bu nedenle bazı amatörler kullandıkları mısır gibi yemlere renklendirici ve parlayıcı özellikler katmaya çalışmaktadırlar. Kışın, özellikle berraklığın ve sudaki görüşün artması sazanı yeme karşı hareket geçmeye sevk edebilecektir. Bu nedenle alt yapısı otlu ve yosunlu olan alanlarda da yemin görünüşünü kolaylaştırıcı iskandil tipli takımların kullanılması avantaj olarak görülebilmektedir. Ancak aynı nedenden dolayı da sazanın tehlikeli bulabileceği kalın takımlardan kaçınmalı, daha kamuflaj ağırlıklı, iğne, kurşun, misina ya da takım seçiminde mümkün olduğunca ince takımlara yönelmeli ve kaba görüntülerden kaçınılmalıdır.



Kışın Sazan Avında Önemli Sayılabilecek Unsurlar:

1. Kışın sazan avı yapılabildiğine inanılmalı, ancak bunun yaz kadar kolay olması asla beklenmemeli.
1. Öncelikle sazanın bulunduğu yer saptanmalı. (Görsel, deneysel her türlü bilgi ile, zaman harcayarak ve azimle)
2. Az olta ile olabildiğince mobil ve kolay yer değiştirebilir olmalı. (Asla bir noktaya sabitlenip sazanın gelmesi beklenmemeli, çünkü gelmeyecektir.)
3. Sazanın bulunduğu yer saptandığında onun yemlenme saatleri belirlenmeli. (Yemlenme periyotları çok kısa olabilir, sazan 23 saat yatıp bir saat yemlenebilir)
4. Yemleme asla yoğun yapılmamalı (Sazan enerjisini dikkatli kullanacağından uzun müddet yem arama peşinde koşmayabilecektir.)
5. Kullanılan yemlerin, ebatları küçük olmalı, yağ içeriği fazla olmamalı, hazmı kolay olmalı ve görünürlükleri, koku ve çekicilikleri yüksek olmalı.
6. Kullanılan olta takımları olabildiğince ince ve berraklaşan suda kamuflaj yönleri ağır basan malzemeler kullanılarak yapılmalı.
7. Kışın sazan avının fiziki ve iklimsel koşullardan kaynaklanabilecek zorluklarına hazırlıklı ve donanımlı olunmalı.

Sevgili sazancılar hem sabrınıza hem de ilginize sonsuz teşekkürler ediyorum, sazan yemlenmesi ve kış sazanı ile ilgili derlediğim bu ancak başlangıç sayılabilecek bilgilerin işinize yaramasını diliyorum. Hepinize sonsuz selamlar ve yürekten rastgele ….
AteşDalyan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-06-08   #2
avcı_55
Major member
 
avcı_55 kullanıcısının avatarı
 
Alaattin IŞIK
Giriş: 05-03-2008
Konum: İstanbul
Mesaj: 253
Meslek: serbest
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Elinize emeğinize sağlık.Çok güzel bilgiler.
avcı_55 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-06-08   #3
DarthMaul
Super Moderator
 
DarthMaul kullanıcısının avatarı
 
Khameir Sarin
Giriş: 12-03-2008
Konum: Iridonia
Mesaj: 2,497
Meslek: Sith Lord
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Pek bi zahmetli paylaşımlar teşekkür ederiz Ateş abi devamını dileriz..
DarthMaul is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-06-08   #4
AteşDalyan
Member
 
Giriş: 18-05-2008
Mesaj: 47
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Alıntı:
Alaattin I?IK tarafından gönderildi
Elinize emeğinize sağlık.Çok güzel bilgiler.
Rica ederim sevgili Alaattin, ilgine ve nazik paylaşımına çok teşekkür ediyorum. Yazdığım gibi aslında bunlar bilinmeyen değil hepimizin bildiği şeyler, ben sadece derlemiş oldum. Elbette, yem konusu derya deniz bir alan, denemek, uğraşmak gerekiyor. ?imdilerde genç olmak varmış, denenecek ne yemler, uğraşacak ne denemeler var. Henüz pes etmedim, hem öğrenecek hem de elimden geldiğince uğraşacağım, bu işi zevkli kılan unsurlardan biri de bu sanırım. Yeniden teşekkür ediyor, selam ve sevgiler sunuyorum. Sağlıcakla kalasın.
AteşDalyan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-06-08   #5
AteşDalyan
Member
 
Giriş: 18-05-2008
Mesaj: 47
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Alıntı:
NCavuS tarafından gönderildi
Pek bi zahmetli paylaşımlar teşekkür ederiz Ateş abi devamını dileriz..
Asıl ben teşekkür ediyorum sevgili Nihat, sağolasın değerli paylaşımın için. Sizin buradaki güzel bilgilerinize bir tutam tuzluk katkım olmuşsa ne mutlu bana. Allah ömür verdikçe yeni paylaşımlarda beraber olmak dileğiyle, selam ve sevgiler sunuyorum, sağlıcakla kalasın.
AteşDalyan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-06-08   #6
FoxCarp
Administrator
 
FoxCarp kullanıcısının avatarı
 
Erdinc Hatib
Giriş: 29-02-2008
Konum: Istanbul
Mesaj: 1,802
Meslek: Ihracat Uzmanı
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Çok değerli paylaşım için teşekkür ederiz! Bu bilgileri zaman zaman hatırlamak çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Bilmeyenler için tabii ki de ayrıca en değerli kaynaklardan sayılır.
Ne yazık ki bizler bu tür bilgileri göle gittiğimizde pek düşünmüyoruz. Göl kıyısında o 'avcılık hormonu' başımıza vuruyor ve bir an önce balık yakalamaya çalışıyoruz.
Göl kıyısında daha çok düşünerek daha fazla balık yakalayabiliriz!
RASTGELE!
FoxCarp is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-06-08   #7
AteşDalyan
Member
 
Giriş: 18-05-2008
Mesaj: 47
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Alıntı:
FoxCarp tarafından gönderildi
Çok değerli paylaşım için teşekkür ederiz! Bu bilgileri zaman zaman hatırlamak çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Bilmeyenler için tabii ki de ayrıca en değerli kaynaklardan sayılır.
Ne yazık ki bizler bu tür bilgileri göle gittiğimizde pek düşünmüyoruz. Göl kıyısında o 'avcılık hormonu' başımıza vuruyor ve bir an önce balık yakalamaya çalışıyoruz.
Göl kıyısında daha çok düşünerek daha fazla balık yakalayabiliriz!
RASTGELE!
Kesinlikle katılıyorum sevgili Erdinç, bazı şeyleri alışkanlık haline getirmek boyutunda sorunlar yaşadığımız bir gerçek. En basitinden, kendimi, işini daha ciddiye alan bir amatör, kayıtlarını daha düzenle tutan bir sazancı diye görmeme rağmen, geçen seneki kayıtlarımı rastgele kağıtlarda tutmuş, kimisi de ıslanmış, bilmemne olmuş belgelerle boğuştum sezon sonunda. Elimde defterle kayıt yapmaya çalışırken "Burada da mı ders çalışıyorsun!!" diyerek takılanların, "Defterle filan uğraşacağına, oltalarla uğraş!" diye nasihat edenlerin arasında ancak bu kadar oluyor işte. Koca bir sezonun neredeyse özeti olarak da değerlendirilebilecek böylesi kayıtları tutarken eylemini ciddiye alan amatörlerin göstermesi gereken özeni göstermek bence tüm amatörlerde geliştirilmesi gereken önemli alışkanlıklardan.

Alışkanlık geliştirmek, hele hele yıllarca yapılagelmemiş şeyleri insanlarda yapma ihtiyacı oluşturmanın ne denli zor olduğu da ortada. Bizden önceki neslin amatörlerini bazen haksız olarak da eleştirdiğim olmuştur, bunun için kusuruma bakmasınlar ama bizlere yazılı, çizili birşeyler bırakmadıkları için, ülkemizde modern anlamda olmasa da bunca zamandır yapılan sazan amatörlüğüne ait tek bir kaynak ne de tek bir yazılı eser bırakmadıkları için eleştirimde haksız olduğumu asla düşünmüyorum. Dilerim bu ayıbı bizim neslin amatörleri de sürdürmez, yalan yanlış da olsa, dört dörtlük olmasa da bir eser ya da bir şey bırakma gibi bir kaygı taşırlar. Bazen, eleştirdiğimiz yabancıların, günümüzde bile atıfta bulunabilinen Isaac Walton'ın 1400'lerde yazdığı "The Compleat Angler" diye amatörlüğün temellerine değindiği bir kaynağı varken, bizdeki en eski kaynağın, ki o da genel kapsamlıdır, 1915'li yıllarda ortaya çıkması, sazan amatörlüğü ile ilgili ise neredeyse sıfır kaynakla 2000'li yıllara girdiğimiz sadece düşündürücü olmayıp amatör balıkçılık adına üzücüdür de. Ülke koşulları farklıydı, falandı, filandı, evet hepsinin etkisi var ama yazmayı, çizmeyi de sevmediğimiz ve önem vermediğimiz bir gerçek yoksa kalemle kağıdın icadının çok eski olduğunu hepimiz biliyoruz.

Eski kara düzen amatörlüğün artık tarihe karıştığını idrak etmemiz gereken bu dönemde, yeni bir amatörlük anlayışının ve konseptinin birçok konuda değişim gerektirdiği gibi gelecek nesillere bir miras niteliği taşıyacak bir sazan amatörlüğü geleneği yaratma açısından da kayda değer eserlerin ortaya konulmasına katkıda bulunmasını tüm içtenliğimle diliyor, değerli paylaşımın için de yeniden teşekkürlerimi sunuyorum. Sağlıcakla kalasın.
AteşDalyan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-06-08   #8
CarpCı
Junior Member
 
Giriş: 05-04-2008
Mesaj: 25
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Gerçekten her sazancıya lazım olan bilgiler bunlar..Bilhassa kış döneminde avlanmaya devam edenler için güzel ip uçları..Emeğine sağlık hocam..Paylaşımlarının devamını bekleriz..Sevgi ve selamlar..
CarpCı is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-06-08   #9
AteşDalyan
Member
 
Giriş: 18-05-2008
Mesaj: 47
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Alıntı:
CarpCı tarafından gönderildi
Gerçekten her sazancıya lazım olan bilgiler bunlar..Bilhassa kış döneminde avlanmaya devam edenler için güzel ip uçları..Emeğine sağlık hocam..Paylaşımlarının devamını bekleriz..Sevgi ve selamlar..
İlgin ve paylaşımın için teşekkürlerimi sunuyorum sevgili üstad, sağolasın. Kışın göletlerde sazan avı bizim bölgemizde yaygınlaşmamış bir aktivitedir. Bunun nedeni, hem bölgenin kara ikliminden kaynaklanan çetin kış şartlarının göletlerin tamamen donmasına neden olması, diğeri de sanıyorum Orta Anadolu'da pek benzeri olmayan büyük bir nehrin burada doğmasından kaynaklanıyor. Bu açıdan bakıldığında sert geçen iklimsel koşullar nedeniyle bizim bölgemizin göletlerindeki su sıcaklığı marjinal değerlerde değişikliğe uğramakta bu da zaten zor olan kış sazanı avını iyice zorlaştırmaktadır. Kişisel kanaatim odur ki ülkemizin güney bölgeleri özellikle kışın sazan avı için daha olumlu koşullar sunmakta ve buralarda sazan peşinde koşmayı daha anlamlı kılmaktadır. Çünkü, kış mevsiminde donmayan ve de su sıcaklığında büyük değişimlerin olmadığı bir sürü gölet ve baraj bu açıdan bakıldığında güney bölgelerini kış için daha potansiyel avlaklar haline getirmektedir.

Gelelim Eskişehir'in kışın sazan avı potansiyeline. Önceden de belirttiğim gibi kışın, bölge göletlerinde sazan peşinde koşan amatör neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunun temel nedeni Allahın bizim bölgeye bir lütfu olan Sakarya nehrinin doğum yeri olan Sakarbaşı'dır. Bütün kış boyunca, ve entersandır, kış ne kadar sert ve yağışlı olursa o kadar da verimli olmak kaydıyla, sazan avı yapılabilen bu bölge anlatmakla tasvir edilemez, ancak görülmesi ve avlanılması gerekir. Bu avlak aynı zamanda su sıcaklığının sazanın aktivitesi üzerinde ne denli etkili olduğuna en önemli kanıtlardan biri olup su sıcaklığının büyük değişiklikler göstermediği avlaklarda kış müddetince de sazan avı yapılabileceğinin en açık göstergesi gibidir. Elbette bu unsur da amatörlerin göletlerde sazan arayışını engellemekte, sürekli balığın bulunduğu ve yakalanabildiği bir avlak varken kimse gidip de göletlerin buzunun ve soğuğunun içinde uğraşmayı tercih etmemektedir. Bölgedeki bent kapaklarının açılması ile Kasım ayından itibaren ana yatağa düşen Sakarya nehri, kapakların yeniden kapandığı Mart ayına kadar sürekli sazan verir ve iri sazanlar ile de boğuşma imkanı sunar. Nehir sazancılığı biçiminde yapılan buradaki avlarda amatörler ağırlıklı olarak şamandıralı takımlar ve göl kamışları kullanırlar. Kısacası Eskişehir kışın sazan avı açısından biraz daha avantajlı sayılır ancak bölgede ciddi bir amatör baskısı da hissedilir.

İnşallah bir kış burada avlanma imkanımız olur da, karlarla üzeri kaplanmış sazlar arasında ve nehirden çıkan buhardan göz gözü görmeyen bir ortamda, sazanın sarı renginin beyaz fonda nasıl bir kontrast yarattığına tanık oluruz. Daha ilginci eğer hava çok soğuksa kasık çizmesiyle biraz suyun içine girmek suyun sıcaklığı sayesinde de hamamda avlanıyormuş hissi yaratır. Bu anlatmakla olmaz, yaşanması gerekir. Yeniden selam ve saygılar sunuyorum, sağlıcakla kalasın.
AteşDalyan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-06-08   #10
Husmen_Mutlu
Senior Member
 
Husmen_Mutlu kullanıcısının avatarı
 
Husmen Mutlu
Giriş: 04-05-2008
Konum: VARNA
Mesaj: 85
Meslek: CEO
Varsayılan RE: SAZAN YEMLE(N)MESİ VE KI?IN SAZAN AVI...

Ellerine saglik Ates hocam.
____________________________________________________
BALIK YAKALAMAK DUNYANIN EN GUZEL DUYGUSU,
FAKAT BALIGIN HAYATINI BAGISLAMAK ESSIZ BIR DUYGU.
VARNA MASTER TEAM

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Husmen_Mutlu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Konu Araçları
Görünüm Modları

Forumdaki Yetkileriniz
Konu açma yetkiniz yok
Konularda cevap yazma yetkiniz yok
Eklenti yükleme yetkiniz yok
Kendi mesajlarınızı düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş



Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright ©2007 - 2009, CarpTR.com
Her hakkı saklıdır.
!! CarpTR.com'da Bulunan Bilgiler veya Dosyalar İzinsiz Kopyalanamaz !!
Saat 11:20.