Sazan Hatıralarım - 1 - CarpTR

Geri Git   CarpTR > TANIŞMA VE MUHABBET > Muhabbet odası

Yanıtla
Konu Araçları Görünüm Modları
Okunmamış 10-10-12   #1
mehmetakyurek
Major member
 
mehmetakyurek kullanıcısının avatarı
 
Mehmet AKYÜREK
Giriş: 21-07-2011
Konum: İSTANBUL-SAKARYA
Mesaj: 336
Meslek: Üst Düzey Yönetici
Varsayılan Sazan Hatıralarım - 1

Sizlerle çoğunluğu 20 senelik, yayınlanmış sazan hatıra yazılarımı arada bir paylaşacağım.. Bu avlarda kural dışılık yoktur, zaten çoğunu yaptığım zamanlarda kural da yoktu... Ama 20 sene önceki avlarda bir kısım balığı alıkoymak normaldi. Bazı noktaları hoş görerek okuyacağınızı umuyorum.


Buyrun 90'li yilların başı, Gökçekaya barajı


Günün yorgunluğu ile yerdeki şişme yatağın üzerine sırtüstü uzanmışım... Gözlerim şehrin hava ve ışık kirliliğinden uzakta kalmış olan bu mekanın sunduğu orjinal gökyüzünün keyfini çıkarıyor. Hava karardıkça birer birer yanmaya başlayan yıldızlar, mükemmel bir sazan av ve kampı akşamını müjdeliyor. Közün üzerindeki çaydanlıktan gelen kesik kesik buhar tıslamaları hacı abinin besmeleyle kaynar suyu demliğe aktarması ile kesilip yerini yayladaki incecik kekik kokusu ile muhteşem bir ikili oluşturan mis gibi çay kokusuna bırakıyor. Akşam demek aslında bir nevi heyecanlı sazan avının sona erip yerini beklemeye dayalı ve rutin yayın avına bırakması demek.. Ama bu Gökçekaya barajında insan öyle yoruluyor ki yayın oltalarını atıp sonra da tamamen unutuyorsunuz...Ayrıca av bitse ne gam! Ben bu kamp gecelerini, ateş başı çay sohbetlerini, en büyük sazanı tutmaya değişmem. Yaşım ilerledikçe kesinlikle fark ettim ki bu işin ilk gençlikte sadece balık avı açısından olan keyfi yıllar geçtikçe balığı ikinci plana itip tabiattaki macerayı, keyif ve paylaşımı, sessizlikte kafa dinlemeyi avdan üstün hem de çok üstün kılıyor. Ama bu olaydaki cazibe kampta geceleri oluşan keyif ortamı açısından bakıldığında, gündüze göre belki 5 misli fazla oluyor.
Yine de av olarak değerlendirirsek, aslında sazan avı gece yapılmaz diye bir şey yok ama normal boyutta yani olta avı limitlerinde ki - bu bizim o zamanki yöntemlerimizle 2-8 kg arasındaydı- bu limitin alt sınırlarına yakın boylarda (2-4 kg) gündüz verimlidir. Gece ise genelde sadece büyük sazan gezer. Ama her gece değil.
Biz her ihtimal suda 1’er sazan oltamızı geceleri de yemli olarak bırakırız. Ama heyecan azalmıştır çünkü işe zevk katan klasik mantarlı takımlar değil ucuna zil bağlanmış ve çok özel tekniklerin kullanılmadığı ve birebir takibin gerekmediği dip oltaları çalışır geceleri. Yayın oltaları ise direkt üzerine eğilmediğimizden nadiren iş yapar, çünkü gündüzün yorgunluğu gece bunların başında uğraşmaya sürekli yem değiştirip at çek yapmaya izin vermiyor.
Bu anlattığım seferde yanımızda yeni bir arkadaş var adı Mustafa . Aslında balık tecrübesi var ama bu tecrübe büyük barajların büyük balıkları ile değil. Biz ise tecrübemizin bize zorunlu kıldığı bir tedbir olarak geceleri oltanın başında oturmadığımızdan avlak büyük bir baraj ise oltalarımızı mutlaka kalın iple kıyıdaki bir kazığa bağlarız. Olay da burada başlıyor.
Mustafa yanımda kendi oltalarına yem takmakla meşgulken biraz ileride oltasını kalın iple kazığa bağlayan hacı abiyi görünce ve biraz da çiftçi bir aileden geliyor olmanın zihninde ortaya çıkardığı çağrışımlarla “inek mi bağlıyorsun diye kendi kendine sessizce mırıldanıyor” fakat bu sessiz ve açık ortamda sesin tahmininden uzağa gideceğini düşünemiyor. Hacı abinin bunu duyup Mustafa’nın fark etmediği küçük bir bakış attığını ve başını hafifçe sağa sola sallayıp la havle çekiyormuş gibilerden işine devam ettiğini fark ediyorum.
Derken olta başından ayrılıp ateş etrafına konuşlanarak çay partisine geçiyoruz. Közdeki güveç kabında pişen pastırmalı kurufasulyeyi az önce götürmüş olduğumuzdan çay mükemmel gidiyor. Sohbet bir konudan diğerine atlarken misinanın iri bir balık tarafından ani gerilmesinden kaynaklanan klasik bir vınlama ardından da suya düşen ağırca bir cismin sesini duyuyoruz.. El fenerlerini sesin geldiği tarafa tutup hacı abi ile ben bir eksiklik var ama nedir diye düşünürken Mustafa “Allaaah” diye fırlıyor. Biraz önce Mustafa’nın oltasının bulunduğu bölgede suyun üzerinde batarak kaybolmak üzere olan bir kamışın dip kısmını batıp kaybolana kadar geçen son saniyelerde izliyorum ve ardından beline kadar suya giren Mustafa görüş alanımı kapatıyor. O, gece gece suya giriyor girmesine ama nafile... Olan olmuş avcı avlanmış olta gitmiş. Muhtemelen 5+ kg bir sazan bağlamadığı, bağlayanlarla da alay ettiği oltasını kaçırıp götürüyor. Süklüm püklüm sudan çıkıp elbise değiştirmek için çadırın yolunu tutuyor.. Hacı abinin sırıtışını ve muzip bakışlarını gördükçe gülmemek için kendimi kasıyorum. Mustafa yanımıza gelip ıslakları kuruması için ateş etrafına sererken Hacı abi dayanamayıp Arnavut şivesi ile “ne oldu beyav sen ineği bağlamadın mı yoksa ?” diye sorunca kahkaha fırtınası kopuyor.. Tufan geçtikten sonra Mustafa utana sıkıla : “-abi kusura bakma ben kendi kendime mırıldanmıştım sen duymuş muydun ya ?” diyor. Hacı da : “tabi duydum duymam mı ? bir de dua ettim içimden; güzel Allah’ım ben buna cevap vermeyeceğim, sen en iyi cevabı verirsin dedim” diyor. O anda bir gülme krizine daha giriyoruz...
Gecenin geri kalan kısmı kahkahalar bittikten sonra gerçekle yüzleşen Mustafa’nın yakınmaları, ağlamaları ile geçiyor. “Gittiii gitti , yok yepyeni oltaydı , yok harika bir kamıştı yok 4 bilyeli Dam Quick makineydi falan filan şeklinde giden takımın kaliteli olduğunu ima eden sızlanışları bitmek bilmiyor. Biz de , ne yalan söyleyeyim dışımızdan üzülüp içimizden kıs kıs gülüyoruz. Çünkü geçekten iri balıklar dalgaya gelmiyor. Gece olta başında değilseniz kesin bağlamak gerekiyor. Hatta çok zamanlar gündüz dahi yanında bulunduğum kamışlarımı son anda sudan aldığım olmuştur. Bütün oltaları bağlamak gerekir. Çünkü sazanda Murphy kanunları sonuna kadar çalışır. Yani Mustafa’nın olayındaki gibi suda bir sürü bağlanmış olta varken balık gelir bağlanmamış tek oltadaki yemi yer. Gece gündüz farketmez büyük balık avlanıyorsa ve olta başında değilsek oltalar bağlanmalı bu altın kural...Hele hele Gökçekaya gibi bir yerde.... Uyku bastırdıkça oltayı nasıl bir balık kaçırmış olabilir tahminleri başlıyor aramızda. Malum kaçan balık büyük olursa olta kaçıran daha da büyük olur hatta o bir devdir bizlerin gözünde.. Tahminler 10 kg den 20 kg ye kadar devam ediyor. Bir ara daha önce denenmiş ve başarılı olduğu yolunda söylentiler olan bir balıkçı efsanesi konuşuluyor. Buna göre birisi bu şekilde balığın kaçırdığı oltasını kaşık atarak , kaşığın 3 lü kancasına misinayı taktırmış ve oltasını kurtarmış. Tabi yaşandığı kesin olan bir olay değil. Derken uyku hali dayanılmaz oluyor ve yatmaya karar veriyoruz.
Gökçekaya barajı öyle bir yer ki gece hiç rutubet olmaz. Uyku Tulumunu kumlu gevşek toprağa serip dışarıda uyumak çok keyiflidir. Sabaha doğru ise, akşam hava karardıkça birer birer yanan yıldızlar, yine birer birer sönmeye başlarken uyanırsınız. Dünyanın en dinlendirici uykusu bu iklimdedir herkesle iddiaya girebilirim. Bunları düşünerek yatıyoruz. Deliksiz bir uyku sonunda sabah, tam da vaktinde uyandığımızda Mustafa’yı diğer bir kamışa bağladığı kaşık olta ile kaybettiği oltayı ararken buluyoruz. Tabi Hacı hemen “ineği bağlamazsan böyle asarsın işte” diye başlıyor şakaya. Fakat Mustafa hiç oralı olmuyor. Efsaneyi doğrulamaya niyetli. 1 saat boyunca biz kahvaltıyı hazır edene kadar atışları sürdürmeye devam ediyor. Bu arada kaşık olta ile balığın kaçırdığı oltayı ararken güzel bir kefal yakalıyor ama umurunda değil. Arada bir oltayı ya da oltanın misinasını yakalasın diye dipten çektiği kaşığı dipteki köklere taktırınca söyledikleri yüzünden kulaklarımızı tıkıyoruz.
Yemekten sonra ise hemen ava başlıyoruz.. Doğrusu çok verimli değil ama arada tek tük gelen balık zamanı akıtıp götürüyor.. Öğle vakti civarı koyun karşısında kalan Mustafa'nın vahşi hayvan saldırısına uğramışçasına bağırması ile irkiliyoruz. Yakaladım diye bağırıyor. “Biz de yakaladık 3 tane” diyorum.. O : “yok yok balık değil giden oltanın misinasını buldum” diyor. Yanına doğru giderken “misinanın bir tarafını topladim oltayı da aldım” deyince şaşırıyorum, çünkü o misinanın onun oltasının ucundaki olduğuna inanmıyordum baştan. Yani dipte bir suru olta kalmış olabilir burada avlanan balıkçılar var neticede. Demek balık çok uzağa sürüklememiş. Ama ardından bir şey söylüyor ki aklım gidiyor. “Misinanın diğer ucunda da 5 kg'lik bir sazan var!!” yürüyüşüm koşmaya dönüşüyor. Bu sefer kepçeyi kapıp balığı çıkarmasına yardım ediyorum. Hayvan zaten tüm gece ve sabah koca polyester oltayı sürüklemekten bitap düşmüş fazla direnmeden kıyıya geliyor.. Kolay bir kepçeleme oluyor. Mustafa memnun, ben memnun macera doruklarda. Milyonda bir olacak iş bu, koca sazan oltayı koparamamış ya da kurtulamamış sabaha kadar sahibini beklemiş! Ama Hacı abi hala dünkü olayda olduğundan bağırıyor uzaktan günün son esprisini patlatıyor : Balığı kastederek “Koyun kenara onu da akşama inek yiyelim...!” diyor...

Mehmet AKYÜREK
mehmetakyurek is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 11-10-12   #2
MuratHoca
Member
 
MuratHoca kullanıcısının avatarı
 
Murat Kiracı
Giriş: 12-07-2011
Konum: Eskişehir
Mesaj: 43
Meslek: Akademisyen
Varsayılan

Mükemmel bir hikaye olmuş. Elinize sağlık. Gökçekaya'da yıllardır avlanan biri olarak saptamalarınıza tamamen katılıyorum. Milyonda bir olacak olayı bende farklı bir şekilde yaşadım, herhalde Mustafa arkadaşınız çok sevinmiştir.

Düzenleyen : MuratHoca - Tarih : " 11-10-12 " - Saat : 09:41.
MuratHoca is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 11-10-12   #3
murat seyithaliloglu
Major member
 
murat seyithaliloglu kullanıcısının avatarı
 
murat seyithaliloglu
Giriş: 22-09-2010
Konum: istanbul
Mesaj: 336
Meslek: 05353317533.Çorap imalatı
Varsayılan

cok süper bır paylasım mehmet abi.resim yokmu keske olsa
____________________________________________________
muratseyithaliloglu.
10/02/1978 A rh(+)
REYHANLI/HATAY
murat seyithaliloglu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 11-10-12   #4
mehmetakyurek
Major member
 
mehmetakyurek kullanıcısının avatarı
 
Mehmet AKYÜREK
Giriş: 21-07-2011
Konum: İSTANBUL-SAKARYA
Mesaj: 336
Meslek: Üst Düzey Yönetici
Varsayılan

Alıntı:
murat seyithaliloglu tarafından gönderildi Mesajı Görüntüle
cok süper bır paylasım mehmet abi.resim yokmu keske olsa
O zamanlar resim çekmek şimdikinden çoook farklı bir işti. O avlardan tek bir kare için şu anki fotoğraf makinemi veririm...
mehmetakyurek is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 12-10-12   #5
DSLR CARP
Administrator
 
DSLR CARP kullanıcısının avatarı
 
Nihat Cavus
Giriş: 12-03-2008
Konum: Iridonia
Mesaj: 2,679
Meslek: Sith Lord
Varsayılan

Ustaca yazilmis, dillendirilmis zevkle okudum ve eminim ozelikle bu hobiye megilli, buyuksehirlerin ve hayatin verdigi stresten daralan, bunalan bir cok potansiyel ahaliyi direk etkileyip, balikciliga ve dogaya sevkedecek kadar etkili bir yazi
____________________________________________________
MTFBW.....
DSLR CARP is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 12-10-12   #6
CALVUS
Major member
 
CALVUS kullanıcısının avatarı
 
Serdar Özdil
Giriş: 19-08-2009
Konum: Yıldırım/Bursa
Mesaj: 167
Meslek: Teknopar Ltd.Şti.
Varsayılan

John Steinbeck'in romanlarını aratmayacak kadar güzel bir anlatım.Harika bir anı yazısı olmuş.Ellerin dert görmesin.Ak yüreğine sağlık Mehmet.
____________________________________________________
.
Serdar ÖZDİL 1967/Bursa
CARP CLUB BURSA

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
CALVUS is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 15-10-12   #7
mysterious
Junior Member
 
caner ates
Giriş: 18-07-2010
Konum: istanbul
Mesaj: 1
Meslek: tornacı
Varsayılan

mükemmel bir paylasım ellerine sağlık zevkle ve heycanla okudum..
mysterious is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 15-10-12   #8
rusan
Member
 
Ruşan SAKARYA
Giriş: 17-04-2012
Konum: istanbul
Mesaj: 36
Meslek: Kalite Müh.
Varsayılan

Okurken çok keyif aldımi harika bir anlatım olmuş. Ellerinize sağlık.
rusan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 15-10-12   #9
eozsoyeri
Major member
 
eozsoyeri kullanıcısının avatarı
 
Erdem Özsoyeri
Giriş: 07-05-2008
Konum: İstanbul
Mesaj: 602
Meslek: Makine mühendisi
Varsayılan

Çok güldüm =) =) , ellerinize sağlık.
____________________________________________________
"Yavruyu korudukça artacak avımız..."

Erdem Özsoyeri
İstanbul-Yıldız Teknik Üniversitesi
1989
eozsoyeri is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 28-11-17   #10
Seref Avci
Junior Member
 
Avci45
Giriş: 29-09-2017
Konum: Manisa
Mesaj: 2
Meslek: Avci
Varsayılan

Harika bir anı. Çok sürükleyici bir anlatim
Seref Avci is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Konu Araçları
Görünüm Modları

Forumdaki Yetkileriniz
Konu açma yetkiniz yok
Konularda cevap yazma yetkiniz yok
Eklenti yükleme yetkiniz yok
Kendi mesajlarınızı düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

 
 


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright ©2007 - 2009, CarpTR.com
Her hakkı saklıdır.
!! CarpTR.com'da Bulunan Bilgiler veya Dosyalar İzinsiz Kopyalanamaz !!
Saat 20:56.