Tüm Versiyonu (Orjinalini) Göster : Bakin eller neler yapiyor
İsmail Atalay'ın yazısı:
Michigan Gölü, ABD'deki beş büyük göllerinden biridir.
ABD'nin kuzeyinde Mackinac Boğazı'yla Huron Gölüne bağlanır. Kuzey kısmı yılda dört ay kadar donan gölde şiddetli fırtınalara rağmen ulaşım canlıdır.
Büyük Göller içinde tamamı ABD'de olan tek göldür. ABD eyaletleri Indiana, Illinois, Wisconsin ve Michigan sınırlarındadır. Deniz seviyesinde 176 m yüksekte olan Michigan Gölü en derin yerinde 281 metredir ve 58.016 km² bir alana sahiptir. Uzunluğu 494 km, genişliği 190 km olan gölün kıyı şeridi 2.633 km boyunca uzanır.
Michigan Gölü adını, Michigan Eyaleti'nden değil tam tersi eyalet ismini bu gölden alır. Adının Anishinabe Kızılderilileri dilinde büyük su anlamına gelen Mishi-gami 'den türediğine inanılır.
Aynı zamanda da ABD’ye her yıl 30 milyar dolar kazandıran sportif olta balıkçılığı turizminin en önemli yerlerinden biridir.
Ülkemizde olduğu gibi ABD’ninde iç sularını tehdit eden en büyük tehlike Carassius Gibelio (İsrail Sazanı) türü istilacı balıklardır. Amerikalılar bu balığa Asya Sazanı adını vermişlerdir.Huron Gölünde geçtiğimiz yıllarda görülmeye başlayan Asya Sazanının Michigan Gölünü tehdit etmeye başlaması nedeni ile ilgili kurumlar sadece 2010 yılı için tam 7 MİLYON DOLAR bütçe ayırmışlardır.
Bu konuda açıklama yapan Illinois Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilisi John Rogner, Asya Sazanının Michigan gölüne ulaşmaması için zehirli bir kanal inşa edeceklerini belirtti.
John Rogner,”kanal yaklaşık 6 mil uzunluğunda olacak ve kanalın çıkışına elektrikli balık bariyeri konulacak ve istilacı türlerin Michigan Gölüne bulaştırmamak için Rotenone ve Detoxifiet karışımı bir zehir kullanılacak. Bariyer aynen Panama kanalında olduğu gibi birkaç aşamalı inşa edilecek.Bu ilaçlama projesi yıllık 1.5 milyon dolara mal olacak.Bu projenin kanal inşası dahil 2010 yılı bütçesi 7 milyon dolar olacaktır”diye açıklamada bulundu.
ABD Çevre Koruma Dairesi'nin Büyük Göller Restorasyon Planı Başkanı Cameron DAVİS ise “Asya sazanı mutlaka Michigan gölünün dışında tutulması gerekiyor, zaten göl büyük bir stres altında eğer bu balık türü göle bulaşırsa artık ne ekosistem kalır nede balıkçılık turizmi, çünkü ekosistemdeki en büyük açgözlü balık Asya Sazanıdır” açıklamasını yaptı.
Bu açıklamalardan ve haberlerden şunu çok açıkça görmek mümkün.Ülkemizde balıklandırma çalışmaları yapan kurumlar tarafından iç sularımıza bulaştırılan istilacı balıklar ile ilgili gelişmiş ülkeler çok sert önlemler almaktan çekinmiyorlar ve milyonlarca doları harcamayı göze alıyorlar.
Hem ekosisteme hemde onlar için çok büyük bir gelir kaynağına sahip Sportif Olta Balıkçılığı Turizmine yönelik en büyük tehlike olarak gördükleri istilacı türlere karşı açıkça savaş açmış durumdalar.
Biz ise kendi ellerimizle göllerimize bu balıkları yurt edindirdik.
Hani bir deyiş vardır “el çıkıyor aya, biz kaldık yaya”
İsmail ATALAY
USOBDER BAŞKANI
kesfetmekiçinbak 13-12-09, 23:18 Yetkililere sorduğumuz zaman hiç haberleri yokmuş gibi davranıyorlar. Sivil Toplum Örgütleri, onların geniş gönüllü başkanları ve üyeleri de olmasa bu konuya kimsenin parmak basacağı yoktu. Parmak basmaya devam taki sonuç alıncaya dek. Bu istilacı balık türünün yayılmasında birinci derecede sorumlu olan kurum ya da kurumların artık aklını başına alması ve sürdürülebilir balıkçılık için gerekenleri yapması lazım. Akis takdirde hızla tükettiğimiz doğamıza bir de insan eliyle salınmış istilacıları eklemiş olmakla kalacağız.
İsmail Başkanım, bu değerli bilgi ve örnek için sonsuz teşekkürler.
Bana göre biz öncelikle ağcıların kökünü kurutmalıyız. Hepimizin bildiği gibi isril sazanının her göl ulaşmasında ağcıların çok ciddi katkıları vardır. Çünkü onlar israil sazanını da pazara 'sazan' olarak satıyor.
İsrail Sazanı olmayan göllerd RASTGELSİN!
İsrail sazanı ve ondan farkı olmayan kaçak ağcılar,göllerdeki doğal dengenin yokolması için gereken bütün olumsuzluklar var.Bir de bunlara yetkililerin etkisizliği eklenince içler acısı bir durum.Çevre bilincinden çok geride bir toplumuz.Bu konuda helal olsun ellere.
İsrail sazanını başımıza bela eden kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmamışlar gibi hareketlerine devam etmekle birlikte bu konuda bir bilinç oluşturmaya çalışan bizlerede her zaman engel olmaya çalışmışlardır. Aşırı avcılıkmış,yasal olmayan avcılıkmış bunlar elbette önemli ama tüm balık popülasyonunu bir anda yok eden adeta kimyasal bir silah olarak gördüğümüz istilacı türdeki balıkları ülkemize bulaştıranların hiçmi günahı yok kardeşim
bilent yildirim 14-12-09, 09:26 BÜTÜN MESELE AĞCILARDIR .:PDT_kngt:
bana göre bu israil sazanının bu kadar çok göl ve gölete ulaşmasının nedenlerinden biride su kuşları,kuşların ayaklarına yapışan yumurtaların rahatça başka sulara taşınması mümkün gibi geliyor.
bana göre bu israil sazanının bu kadar çok göl ve gölete ulaşmasının nedenlerinden biride su kuşları,kuşların ayaklarına yapışan yumurtaların rahatça başka sulara taşınması mümkün gibi geliyor.
hherşey mümkün olabilir ama asıl olan bu balığın trdeki su kaynaklarına daha önce nasıl geldi sizce bunun tek sebebi senelik periyodık balıklandırma yapan kurumun ellerindeki canlının ne olduğuyla ilgilenmemesidir sebeb o balık diye suya salınanlar piranada olabilirdi.
Baraj ve büyük göletleri kiralayarak ağ atan ticari amaçlı ağcılarada ağ atmak yasak olmalı .yoksa sadece korsan avlanan amatör balıkcıyım deyipte ağla avlananların ağla avlanması yasak olmalı.bu konuya açıkca değinen olmamış.konuyu açarsanız sevinirim
saygılar
Arkadaşlar 23.08.2009 tarihinde Carassius carasius türleri hakkında sitemde yayınlamış olduğum makaleyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bilgi vermesi açısından yararlı olacağını umuyorum.
Bu hafta başında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı Profesör ü Prof.Dr Sayın Kemal SOLAK hocamızdan bu konu ile ilgili bilgi desteği rica ettim. Kendisi yoğun işleri arasında mailime cevap yazarak beni bu konunun uzmanı olan sayın Prof.Dr.Şükran Yalçın ÖZDİLEK'e yönlendirdi. Her iki hocamıza da ilgi ve alakalarından dolayı teşekkür ediyorum. Şükran hocamızın konu ile ilgili verdiği bilgiler aşağıdadır. Bu bilgilerin tüm amatör balıkçı dostlarımız için yararlı olacağını düşünüyorum.
Bu çin veya israil sazani denen tür Carassius türleri. Bu tür havuz balığı (süs balığı) olarak da bilinir ve C. carpio ile çok benzerlik gösterir. Tarım Köy İşleri (TÜGEM)'e bağlı üretme çiftliklerinde üretilir ve zaman zaman çeşitli baraj göllerine aşılanır. http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/sugp.html (http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/sugp.html) 2006 yılında ise 700.000 adet alabalık yavrusu, 6.500.000 adet sazan yavrusu 318.500 adet süs balıkları ile 11.733 kg. porsiyonluk balık üretimi gerçekleşmiştir. 2007 yılında da 425.000 adet alabalık yavrusu, 6.000.000 adet sazan yavrusu, 550.000 adet süs balıkları, 50.000 adet havuz süs balıkları ile 25 ton porsiyonluk balık üretimi hedeflenmektedir). Bu türün bireylerinde ülkemizde başlıca Carassius auratus, Carassius gibelio ve Carassius carasius türleri yaygın olarak bulunmaktadır. Bu türler birbirlerine çok benzer ancak İlhan ve ark. (2005), Porcellotti (2001) in solungaç diken sayılarına bakılarak bu türlerin ayırt edilebileceği gorusunu desteklemişlerdir. İlhan ve ark (2005) 26-33 arasında solungaç dikeni taşıyanların C. carassius; 36-40 arasında solungaç dikeni taşıyanların C. auratus ve 42-54 arasında solungaç dikeni taşıyanların da C. gibelio olarak belirlenmesinin uygun olacağını belirtmişlerdir. Dediğiniz çin ya da israil sazanı da malesef yanlışlıkla neredeyse tüm sularımıza yayılmış durumda. Bu türün yaygın olmasının sebebi; çok döl verebilme yeteneğine sahip olması, düşük oksijen seviyesi gibi zor koşullar altında yaşayabilmesidir. Kılçıklı olduğu için pek tercih edilen bir tür değildir. Ancak süs balıkçılığı açısından turuncu rengi ile dikkat çeker ve yetiştirilmesi de pek zahmetli değildir. Zaten çoğaltılmasının sebebi de budur. Ancak doğal sularda yaygın hale gelmiştir. Birçok çalışmada bu türlerin yaygın hale gelmesinin sebebi olarak predatörlerinin (avcılarının) sayılarındaki azalma olduğu gösterilmektedir.
Asi Nehri hakkında: Asi nehrinde koşullar gerçekten çok kötüdür, ağırdır balıklar için. Özellikle son yıllarda artan kuraklık nehirdeki suyun aşırı miktarda kullanımı, balıkların yaşama alanını sınırlandırmıştır. Bir de ozellikle bu mevsimlerde aşırı avcılık Asi nehri balık faunasına önemli ölçüde darbe vurmaktadır. Carassius türleri düşük oksijen seviyesinde hayatta kalabilir. Aslında Asi Nehri'nde yaşayandiğer türler de Clarias gariepinus başta olmak üzere bu özelliğe sahiptir. Çünkü zaten bu tür de köken olarak afrika kökenlidir ve yıllar önce gelip bu suları işgal etmiştir. Hatta C. carpio (sazan) türü hiç bir zaman Asi nehri'nde baskın hale geçememiştir. Her şeyi yiyebilen omnivor karabalık (C. gariepinus) yörenin en avantajlı türü olarak sistemde baskınlığını halen devam ettirmektedir. Ancak C. gariepinus'un avcılıığı yapılmaktadır. 1 yasin altındaki bireyler toplanıp canlı olarak özellikle Suriye'ye (Muhtemelen yetiştirmek için) gönderilmektedir. Zaten aşırı avcılık olduğu için 2 den daha yaşlı bireylerin sayısı çok azdır, ancak çok özel habitatlarda belli dönemlerde avlanır. İsrail sazanı ilkbahar ve yazın çoğalabiliyor. Elbette diğer doğal sazan türleriyle rekabette sayıca kalabalıklar ve üstünlükleri var. Bu türün sayıca çok olması bölgedeki doğal balık türlerini negativ yönde etkilediği bilinmektedir. Asi Nehri'nde de Capoeta spp. Barbus luteus gibi türleri olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Zaten Antakya belediyesi nehre sivrisinek balığı (Gambusia muhtemelen) asılamıştı birkaç yıl önce. En son bu yıl yaptığım gözlemlerde diğer sazan türleri yanında nehirde sayıca her zaman kendini gösteren kurbatı balığı (Garra rufa -çoğunlukla nehrin alglerini yiyerek çim biçme makinesi gibi görev yapar) sayısında azalma olduğunufarkettim. Maalesef ülkemizde doğal fauna çalışmaları bir kez yapıldıktan sonra tekrarı gereksiz görülüyor. Aslında en az 5 yılada bir tekrarlanması gerekir en azından biyolojik çeşitlilik, dominantlık, gibi ekolojik parametrelerin belirlenmesi zorunlu ki değişmeleri kaydedebilelim. Ben su siralar Çanakkale bölgesindeyim ve bu bölgedeki balık türlerine bakıyorum. Malesef Carassius gibellio burada da (Karamenderes) yaygın ve baskın halde. Üstelik birkaç yıl öncesinde bu balık burada kaydedilmemisti.
Bu türler genellikle ortamdaki predatör (avcı) türler tarafından tüketilir. Ornegin http://journals.tubitak.gov.tr/zoology/issues/zoo-06-30-1/zoo-30-1-3-0408-2.pdf (http://journals.tubitak.gov.tr/zoology/issues/zoo-06-30-1/zoo-30-1-3-0408-2.pdf)Balık vd (2006) da Egirdir Golu'nde yaptiklari calismada bu türün sudak (Sander lucioperca (L., 1758)) tarafindan tuketildigi kaydedilmektedir. Ancak gene aynı calismada belirtildigine gore Carassius gibelio turunun tuketilme orani diger balik turlerine gore cok dusuk. Buradan uzerinde avcilik baskisinin az oldugu goruluyor. Bu turle mucadele icin ortama bunu tuketmek uzere sudak gibi herhangi bir baligin asilanmasi cok tehlikeli. Sisteme bu sekilde sadece bu turle mucadele etmek icin avcı bir balik ilave edemezsiniz. Eger israil sazani ile baş etmek icin onunla beslenen diyelim ki bir gole sudak asıladiniz o ortamda dogal sazan turleri ile diger dogal balik turleri vardır. Bunlar halihazırda israil sazani ile besin rekabeti altında olabilir. Sizin gole saldiginiz sudaklar israil sazanini degil de oradaki dogal balik turlerini oncelikli olarak tuketecektir. Bu durumda sonucta israil sazani gene fazla olacaktir ortamda. Yani cozum degil. yukaridaki calisma bunu acikca gosteriyor.
Peki cozum ne olabilir balikcilar olarak siz bu turu secerek avlayabilir, dogal baliklari avlamaz, birakirsiniz. Ayrica cesitli devlet kurumlarini uyararak artik yeni kurulan barajlara bu baliklarin asilanmasına engel olabilirsiniz.
Dogal ekosistemlere mudahale edilmeden once mutlaka kontrollu denemeler yapilmali. Yoksa onu alinamayan sorunlarla karsilasilabilir. Biz bu duruma biyolojik kirlenme adini veriyoruz. siz suya bir kimyasal katabilirsiniz ve onu kirletebilirsiniz, bu kirletici suda belli bir sure kalir, 1 yil 10 yil neyse, sonra bir sekilde ayrisir ve biter. Ama sisteme bir canli ilave ettiginizde oradaki dengeleri oyle degistirirsiniz ki bazi turlerin nesli bile tukenir ve artik yuzlerce yil bile gecse eski duruma donus olmaz. Bu yuzden tekrar soyluyorum: Kesinlikle ama kesinlikle dogal ortamlara insanlar olcmeden, bicmeden, defalarca kontrollu deneyler yapmadan mudahale etmemeli.
Arkadaşlar makalede yayınlanmış olan aşağıdaki link deki sayfa her ne hikmetse bu makaleyi sitemde yayınladığıktan bir süre sonra ortadan kayboldu. Ancak makalede bu linkte daha önce yayınlanmış bilgiler mevcut. Herhalde fazla tepki aldılar o nedenle linke bağlantılı bilgi sayfasına kaldırdırlar diye düşünüyorum.
http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/sugp.html (http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/sugp.html)
Arkadaşlar makalede yayınlanmış olan aşağıdaki link deki sayfa her ne hikmetse bu makaleyi yayınladığıktan bir süre sonra ortadan kayboldu.
http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/sugp.html (http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/sugp.html)
kazım ortadan kaybolan makaleler öylesine çok ki,
Ustalarım hayırlı geceler yazıyı ibretle ve imrenerek okudum adamlarla bizim aramızdaki farkın nedenini daha iyi anladım adamlar aman olta balığı değilmi kaç kişi ilgileniyorki demiyor.herşeyden önce istilacı türlerin doğaya zararını önlemeye çalışıyor.
bizde ise durum maalesef içler acısı bakın başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım yaşadığım il olan kırıkkalede olta balıkçılığıyla uğraşıyorum tarım il müdürlüğüne amatör olta balıkçısı belgemi çıkarttırmak için gidiyordum.yol üzerinde balık satan bir vatandaş tanesi 500gram gelmeyecek aynalı sazan ve normal sazanları kilosu 2milyon 500bin liraya satıyordu(ytl den önceki sayılarla) adamı tarım il müd su işleri bölümü müdürü su işleri yüksek mühendisi olduğunu söyleyen zevat a söyledim şikayetçi oldum fakat cevap harikaydı:efendim balık satışlarına biz değil zabıta bakıyor onlara git yakalanırken görürsen bize gel balık canlıysa bizi ölüyse zabıtayı ilgilendirir.
bu yukarıda anlatılan olay bizim mantığımızın güzel bir örneği bizim ülkemizde kırmızı benekli alabalık avı yasaktır ama onların bulunduğu derelere ticari amaçlı alabalık çifliği kurmak serbesttir.maalesef biz onlara ulaşamıyacağız ve bu yazıları her görüp okuduğumuzda iç çekerek bizdede böyle olsa diye umutlanacağız.
saygılar.
Ustalarım hayırlı geceler yazıyı ibretle ve imrenerek okudum adamlarla bizim aramızdaki farkın nedenini daha iyi anladım adamlar aman olta balığı değilmi kaç kişi ilgileniyorki demiyor.herşeyden önce istilacı türlerin doğaya zararını önlemeye çalışıyor.
bizde ise durum maalesef içler acısı bakın başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım yaşadığım il olan kırıkkalede olta balıkçılığıyla uğraşıyorum tarım il müdürlüğüne amatör olta balıkçısı belgemi çıkarttırmak için gidiyordum.yol üzerinde balık satan bir vatandaş tanesi 500gram gelmeyecek aynalı sazan ve normal sazanları kilosu 2milyon 500bin liraya satıyordu(ytl den önceki sayılarla) adamı tarım il müd su işleri bölümü müdürü su işleri yüksek mühendisi olduğunu söyleyen zevat a söyledim şikayetçi oldum fakat cevap harikaydı:efendim balık satışlarına biz değil zabıta bakıyor onlara git yakalanırken görürsen bize gel balık canlıysa bizi ölüyse zabıtayı ilgilendirir.
bu yukarıda anlatılan olay bizim mantığımızın güzel bir örneği bizim ülkemizde kırmızı benekli alabalık avı yasaktır ama onların bulunduğu derelere ticari amaçlı alabalık çifliği kurmak serbesttir.maalesef biz onlara ulaşamıyacağız ve bu yazıları her görüp okuduğumuzda iç çekerek bizdede böyle olsa diye umutlanacağız.
saygılar.
olta balıkçılığı çoğu ülkede trizm veya sosyal aktivite ve bir spor dalı olarak değerlendiriliyor artık adamların federasyonları özel takımları ve daha neler neleri var, trde ise dediğin gibi oltayla bir balık yakalayacakmışda 2-3 gün gölün başında beklıyorlarmışta falan küçümseniyoruz.
şimdi size bişey anlatayım evvelki sene bir ağcıyla iddaya girdik bak aynı sürede biz senden daha fazla balık yakalayacağız bizde toplam 10 olta vardı 3 kişiydik onlarda 3 kişiydi ve 500 metre ağları vardı, dedikki zaman başladı akşam saat 7 sularında başladık toplam yemleme 8 kg haşlanmış mısır kullanılan yem konserve mısır bizim yakaladığımız balık sayısı 23 = 50 kg onarın ise 5 = 8 kg idi ama adam inat ediyordu bizde ağlarını yakalattık jandarmaya ama yınede inatya adam o gölü o günden beri hiç rahat bırakmadı + israil sazanı baskın çıkmaya başladı canım avlak heba oldu tek kaöışla resital avlar yapılan bir yerdi.
işte böyle ne dilekçelerimizin bir anlamı oldu ne şikayetlerimizin gerekse yüzyüze görüşmelerden bile he hü denip gönderildik, ismail başkanım saolsun benımm bir alo dememle jandarmayı her defasında ayağa kaldırdı bir tüzel kişilik olarak daha ciddiye alınırız dediysekte bu göl hep risk altında kaldı ve hala öyle yeterli caydrıcılıkta cezalar olmadıkça para haricinde tabi adamlar parayıda ödemiyor zatende, ne edelim katil mi olalım işte türkiye .
|
|