AteÅŸDalyan
29-05-08, 03:34
Selam Sazancı Dostlar,
İngilizlerin “Watercraft” dediÄŸi “Avlak Özelliklerinin Saptanması” bir çok ünlü ve saygın amatör sazan balıkçılığı yazarının belki de sazan avında en önemli olarak gördüğü hususlardan birisidir. Aslında “Avlak özelliklerini saptama” baÅŸka bir deyiÅŸle de “Suyun altında neler olup bittiÄŸinin resmini çıkarma” konusunun içine çok daha fazla faktör de dahil edilebilir. Aslında bu konu amatörün bir avlakta avlanırken gözlem gücünü geliÅŸtirmesiyle daha çok ilgilidir. Balığın yerininin saptanmasının ve neyin peÅŸinde koÅŸup ne yaptığının kestirilebilmesi ile, sıcaklığın, suyun azalıp çoÄŸalmasının, akıntıların ve ortamdaki bitki geliÅŸiminin ve yine balıkların mevsimsel deÄŸiÅŸimlerinin öğrenilmesi ile de ilgilidir denebilir. Belki de, bu konu yazılarak ifade edilmesi en zor olanlardan biridir denebilir çünkü bazı yazarların belirttiÄŸi gibi “Avlak özelliklerinin saptanması” öğrenilemeyebilir ancak zamanla edinebilir. Tıpkı İngilizlerin Rod Hutchinson’u gibi balığın nerede olabileceÄŸini bilip o noktaya yerleÅŸen büyük ustalar vardır ama benim gibi bu iÅŸle uÄŸraÅŸması gereken, biraz deneyimlerini, biraz mantığını kullanıp bunları uygulamaya koyması gereken amatörler de az sayıda deÄŸildir.
“Avlak özelliklerini saptama” becerisini geliÅŸtirmenin en zevkli ve önemli yollarından biri ele geçen her fırsatta balığın bulunduÄŸu gölet ya da nehrin kenarında sadece gözlem yapmaktır. Bunu biraz daha geliÅŸtirirsek avlak okumanın hedef balığımızın bulunması en olası noktaları görebilme yeteneÄŸi diye de deÄŸerlendirebiliriz. Bu noktalar bazen biraz saÄŸduyu kullanarak ve çıplak gözle görülebilir derecede açık da olabilirler. Görülemeyen noktaları netleÅŸtirmek ise biraz daha uÄŸraÅŸmayı gerektirir ama sonuçta avda randımanı kesinlikle artıracak bir uÄŸraşı olur. Ne yazık ki bizim sularımızda sazan peÅŸinde koÅŸan amatörlerin büyük bölümü sazanın oynak yaptığı böylesi görülemeyen noktaları atlamakta ve gölet ya da nehir kenarlarında “Ya nasip!!” grubunu oluÅŸturmaktadırlar. Tabiiki avlarımızda nasip, ÅŸans, kısmet gibi ilahi güçlerin katkısı yadsınamaz ama tamamen ÅŸansa bırakılan avlarda da randımanın ne oranda olacağı doÄŸrusu tartışılır.* Bir çoÄŸumuz, yerleÅŸtikleri noktanın alt yapısı ve sazan için uygunluÄŸu konusunda hiçbir fikri olmadığı halde kendini suyun kenarındaki boÅŸ bulduÄŸu noktaya atmak için arabanın kapısını bile kapayamayacak kadar acele ve telaÅŸ içinde davranan amatörleri görmüyor muyuz?
Ben Abu'nun gözlüğünü amatörler için kullanışlı gözlüklerden biri olarak görüyorum.
http://img218.imageshack.us/img218/1793/gzlk1lx0.jpg
Avlandığımız gölet ya da alan ne kadar küçük olursa olsun, sadece birkaç saatliÄŸine avlanmaya gelmiÅŸ bile olsak, balığın bulunduÄŸu bölgeyi ve bu bölgeden en iyi randımanı verecek yerleÅŸim düzenini belirlemek için zaman harcanmalıdır. Balığa yeni baÅŸlayan genç amatör kardeÅŸlerimiz bazen avlakta sazanın yerini saptamada güçlük çekerler ki bu baÅŸlangıçta gerçekten de zor olabilir. Ama bununla ne pahasına olursa olsun zaman harcanırsa kısa zamanda bir gölette oynayan kuzu ile diÄŸer balık hareketlerinin ayırımını yapacak noktaya gelineceÄŸi kesindir. ÇoÄŸunlukla da balığın yerini saptamada güçlük çekenler, iyi bir polarize gözlük ya da dürbünle, hakim bir noktaya (bu bazen bir aÄŸacın üstü bile olabilir) çıkıp da etrafı ciddi bir biçimde gözlemleme çabasına girmeyen, suyun kenarında çay demlerken etrafa öylesine bakan amatörlerdir. Bence buradaki temel yanlış böyle bir gözlemle vakit harcamanın deÄŸer olup olmaması noktasındadır ki ben balığın çeÅŸitli nedenlerden bulunmadığı bir noktaya olta atıp beklemektense yarım günümü elimde dürbünle etrafı inceleyerek geçirmeyi tercih ederdim. Ancak önceden de belirttiÄŸim gibi avlaklarımızdaki “Ya nasip!!” grubunun bunu yapmakta zorlandığı bir gerçektir. Oysa, tek yapılması gereken etrafta bir kuzunun varlığını gösterecek bir belirtinin, bir iÅŸaretin saptanmasıdır ki bu bir sazanın sırt yüzgeci, ya da suyu yarışı veya iri bir sazanın suya yatırdığı birkaç dal ya da kamış parçası bile olabilir. En bulanık suda bile polarize gözlüklerin yardımıyla su yüzeyinin 15-20 santim aÅŸağısını görmek mümkündür ki bu da çoÄŸu zaman yeterli olabilmektedir. Bazen sazanın kendisini görmesek bile bölgedeki varlığını gösteren iÅŸaretleri aradığımız için kendimizi bir iz sürücü gibi de hissedebiliriz. ÖrneÄŸin, nispeten berrak bir suda göl tabanının bulanık olması burada bir sazan hareketine iÅŸaret edebilir. Kaldı ki sazanların zaman zaman çok gürültücü olduÄŸuna da tanık olmuÅŸuzdur. Ani bir atlama veya suya çarpma sesi ya da sazanın yüzeyden yemlenirken çıkardığı emme ya da amatörler arasında daha yaygın bilinen damak vurma sesi gibi sesler bizim için birer iÅŸaret olabilir.
Birçok genç ve balığa yeni baÅŸlayan amatörün, gölette hiçbir sazan belirtisi bulamadığı durumlarda önemli bir hususu gözden kaçırdıkları da gerçektir. Sazanların gerçekten hareketli olmadığı zamanlar da vardır. Böylesi anlarda sazanı saptamak için en önemli husus sessizlik ve gizliliktir. Beyaz bir t-shirt giyerek, büyük postallarla avlağın etrafında gürültülü bir ÅŸekilde dolaÅŸan bir amatöre herhalde huylu ve tedirgin bir sazanın görünmesi pek akıllıca olmayacaktır. Bir hayalet sessizliÄŸinde ve ani hareketlerden kaçınılan bir sakinlikte hareket edildiÄŸi takdirde sazanın en sığ bölgeleri bile yokladığı gözden kaçmayacaktır. Sabah serinliÄŸinde üşüyen bir amatörün ısınmak için oltalarının başında zıpladığına ve ardından da “Balık tatsız!!” dediÄŸine hiç tanık olmadınız mı? Oysa en olmayacak noktaları bile gezinmekten kaçınmayan bir sazanı oradan kaçıracak tek ÅŸey gürültüdür. Bazı amatörler de suyun kenarında alabildiÄŸince gürültü yapıp sadece balığa yakın olduÄŸunda sessiz olmaya çalışırlar ki bu çok geçtir. Amatörün özellikle sazanın onu görmeden önce sessiz olması, dikkat çekmeyen ve ortama uygun kıyafetlerle avına yaklaÅŸması veya beklemesi daha doÄŸrudur. Arkasından gelen güneÅŸ nedeniyle suya düşen gölgesi yetmiyormuÅŸ gibi bir de ayaÄŸa kalkıp yandaki arkadaşına el kol hareketleriyle bir ÅŸeyler anlatmaya çalışan amatör adeta o bölgedeki sazanları kovalıyor durumdadır.
Avlakta suyun kenarına yerleşme konusunda da bir çok amatörün özenli davranmadığına tanık oluyoruz. Özellikle suya yakın noktalara çadır kurma telaşı içindeki amatörler bazen tam bir şantiye gürültüsüne neden olabiliyorlar. Demirler yerlere çakılıyor, eşyalar paldır küldür taşınıyor, unutulan malzemeler için söylenmeler, yakacak odunların kesilmesi ve daha neler neler. Bunlar doğal olarak huylu bir balık olan sazanı tedirgin edecek ve bölgeden uzaklaştıracaktır. Peki, sazanlar geri dönmeyecekler midir? Tabii ki geri dönerler ama bu ciddi bir zaman kaybı demektir ve sazanların yerini bulmak için azımsanmayacak bir zaman harcamış amatör için de özellikle gözlemlerinin sonucunu almak için değerli ve en önemli ilk birkaç saatlik zamanın boşa harcanması demek olacaktır.
Yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında söz konusu avlaÄŸa her gidiÅŸte notlar alınmalı ya da bir ÅŸekilde bilgiler kaydedilmelidir. Bu kaydetme iÅŸi ise birçok amatör tarafından lüzumsuz görülmekte, hatta yazma alışkanlığı fazla geliÅŸmemiÅŸ amatörler için de biraz zulüm gibi gelmektedir. Allah var ya daha ÅŸimdiye kadar avlandığım avlaklarda böyle not alan ve kayıt yapan bir tek amatör görmedim desem yeri var (EÄŸer kayıt tutanlar varsa, beni affetsinler lütfen). Böyle bir alışkanlığın olmamasının amatör balıkçılık felsefesine kadar uzanabilecek bir yaklaşım farklılığından kaynaklandığını sanıyorum. “Kıytırıktan balık avının kaydı mı olur? Ne gerek var kayda, kuyda abi, önemli bir iÅŸ mi yapıyoruz sanki! İşin mi yok ya kayıt falan, boÅŸver! Kaydı bırak da içelim güzelleÅŸelim abi!” türü yaklaşımlar nedeniyle de bizler her seferinde tekerleÄŸi yeniden keÅŸfetmek zorunda kalmıyor muyuz? Halbuki küçük bir not defteri ve oraya yazılacak birkaç temel husus; sıcaklık, rüzgar yönü ve genel koÅŸullar gibi bilgiler, bazen atlayan bir balığın görüldüğü nokta filan. Zaten oltanın başında saatlerce oturmuyor muyuz? Bu arada bile bir kağıda birkaç not almak herhalde o kadar zor olmasa gerek. Özellikle bu alınan bilgiler eve dönüldüğünde o kadar önemli ipuçları veriyor ki ben ÅŸimdilerde kayıt tutmadığım yıllara, suyun kenarında boÅŸa geçen zamanlar diye yanıyorum.
Yıl boyunca tutulan kayıtlarla elde edilen bilgiler en verimli bölgeleri ve zamanları ortaya koyacak bir hazine deÄŸerine sahiptir ve en güzel tarafı da sizin boÅŸ zamanlarınızı deÄŸerlendirmenize yarayacaktır. Hatta, eÄŸer avlanılan avlaklar ÅŸehre ya da eve yakınsa fırsat buldukça oltasız olarak ziyaret edilmesinin yararı tartışılmaz derecede büyüktür çünkü avlakta ve suyun kenarında bizzat yapılan gözlemlerin yerini hiçbir bilgi tutamaz. En basitinden EskiÅŸehir’e en yakın avlaklardan biri olan Keskin Göleti’ne birçok amatör “Burada balık yok!” ya da “Keskin balık yapmıyor!” gibi düşüncelerle gitmezken benim gidip birkaç balık yakalamamın nedeni olarak gölete oltasız olarak defalarca gittiÄŸimi gösterebilirim. Kışın karda bile babamla beraber, çocukları da alıp termosa koyduÄŸumuz çayları içmek ve temiz hava almak için her gidiÅŸimizde elde ettiÄŸim bilgilerden daha sonra çok verimli bir biçimde yararlandığımı söyleyebilirim.
Å?üphesiz, biz amatörlerin bir çoÄŸunun iÅŸinin, gücünün ve ailesinin olması “Avlak Özelliklerinin Saptanması” eylemi için her dakikayı su kenarında geçirmesini engelleyecektir. Ancak, bu koÅŸullar bir yana bırakılırsa bir av partisi öncesinde böylesine bir gözlem için bir saatlik bile olsa, dolaÅŸma, fikir alış-veriÅŸi ve seçilen avlakla ilgili gözlemlerde bulunmanın randımanı artıracağı da neredeyse kesindir.
Ayrıca sadece balığın gözlemlenmesi de çoğunlukla yeterli olmayacak, gözlemlenen balığın davranış özelliklerinin de saptanması gerekecektir. Örneğin Julian Cundiff, sazan balıkçılığı ile ilgili kitabında atlayan sazanın muhakkak yemlenen sazan olması gerekmediğine dikkat çekerek, büyük bir şapırtı ile suyun yüzüne çıkarak kendini suya vuran sazanın illa yemlenen bir balık olarak görülmemesi gerektiği, bunun sazanın hareket halinde olduğunun da bir göstergesi olabileceğine dikkat çekmektedir. Bu görüntünün amatörü heyecanlandırmasına rağmen bu noktanın ana bir yemlenme noktası olarak değerlendirilemeyceğine dikkat çeken yazar, nispeten daha sessiz ve yuvarlanırcasına sırt yüzgeçleri görünerek atlayan sazanın büyük olasılıkla yemlenme peşinde olduğuna ve bu bölgenin de bir yemlenme bölgesi olabileceğine işaret etmektedir.
Öte yandan Richard Stangroom sazanları iki grupta değerlendirmekte ve bunları gezinen ve yataklı sazan olarak ele almaktadır. Gezinen gruptaki sazanların belirli bir biçimde 24 saat boyunca sabit bir gezinme rotası ile yaptıkları bu yolculuğu ilkbahar ve yaz aylarında saptamanın daha kolay olduğunua dikkat çeken yazar, sazanların bu gezinmeyi doğal besin kaynaklarındaki hareket nedeniyle değiştirmek zorunda kalmadıkları sürece yıl boyunca sürdürdüklerini de iddia etmektedir. Ayrıca ikinci grup olarak ele alınan yataklı sazanların genellikle göletin bir bölgesinde kaldıklarını ama bunların diğer sazanlara oranla sayıca daha az olduklarına dikkat çekmektedir. Bu sazanların çoğunlukla göletin bitki yapısının daha yoğun olduğu bölgelere yakın kaldıklarını, tıpkı gezinen sazanlar gibi sevdikleri beslenme alanları ve zamanları olduğuna işaret etmektedir. Buradan hareketle de en güzel olta atılacak noktaların ise bu iki sazan grubunun kesiştiği ve yemlenmede örtüştüğü alanlar olduğuna dikkat çeken yazar, bunu aynı noktadan ve aynı sazanları defalarca yakalayarak teyit ettiğini ileri sürmektedir.
Kısacası avlak kenarında yapılacak gözlemlerin ve deÄŸerlendirmelerin amatörün avının verimli geçmesine katkıda bulunacağı artık bilinen bir gerçektir. Tabii ki buraya kadar belirttiklerim hep avlakların görünen özelliklerinden hareketle avlanacağımız noktanın saptanması açsısından önem taşımaktaydı. Julian Cundiff adlı yazarın konuyla ilgili ÅŸu sözünü yazmadan geçemeyeceÄŸim; “Sazanın olduÄŸu yerde 10 dakika, sazanın olmadığı yerdeki 10 saatten daha iyidir!” Buna paralel olarak da göletlerde benim gözlemlediÄŸim en büyük yaklaşım yanlışı olan ve “Ya nasip!!” gruplarınca da sıklıkla baÅŸvurulan rastgele bir noktaya yerleÅŸerek avı kadere, kısmete baÄŸlamanın ne derece doÄŸru olduÄŸunu eleÅŸtiren ÅŸu açıklamayla da bitirmek istiyorum. “Sazan avında sazanın size gelmesini beklemeyiniz, çünkü gelmeyecektir. Siz ona gitmek ve onu bulmak zorundasınız. Bunun aksi olmaz…”
“Avlak Özelliklerinin Saptanması” konusunda olay sadece balığın gözlemlenmesi ve yerinin saptanması ile sınırlı deÄŸildir. Birçok amatör deneyim yoluyla koÅŸullara göre sazanın yemlenme olasılığı yüksek noktalarını saptama becerisini içgüdüsel olarak da geliÅŸtirebilir. Onların temelde hava olmak üzere farklı avlak koÅŸullarını etkileyen birçok faktörü yorumlama yeteneÄŸi zamana baÄŸlı olarak geliÅŸmiÅŸ de olabilir. Kaldı ki bu bahsedilenlerin büyük bir çoÄŸunluÄŸu da zaten yalın mantık kuralları ile de açıklanamayabilir. Bu nedenle de sözü deÄŸerli birçok amatör sazan balıkçılığı yazarı gerek avlak, gerek teknik, gerekse de yöntem ve yaklaşımlar konusunda amatörlerin bunları ciddiye almasını ancak avlandığınız yerde geliÅŸtirdiÄŸiniz kendi deÄŸer yargılarınıza bunların hükmetmesinden yana deÄŸildirler. Bir baÅŸka deyiÅŸle bunları bilelim ama koÅŸullara göre deÄŸiÅŸebilen kendi yargılarımıza da güvenelim demektir.
Å?u bir gerçektir ki, bir göletteki hem görülebilen hem de görünemeyen özelliklerin doÄŸru yorumlanması ile bütünleÅŸen balığın hareketlerinin gerçekçi bir biçimde deÄŸerlendirilmesi, rastgele bir noktaya “Ya nasip!!” diyerek yerleÅŸilmesinden ve balığın yemi bulup ta yemesini beklemeye oranla daha rasyonel bir yaklaşımdır. Bir göletin görülebilir fiziki özellikleri arasında, eskiden kalmış çalı veya aÄŸaç kökleri olan bölgeleri, yosun ya da kamış gibi doÄŸal bitki örtüsünün yoÄŸun olduÄŸu alanları, suyun düşük ya da yüksek olması ile ÅŸekillenen adacık, girinti, burun veya koy yapılı alanlar, gölete su saÄŸlayan kaynakların ve dere ağızlarının gölete açıldığı alanlar ile taÅŸlık ve kumluk sığlıklar ve platolar sayılabilir.
Ancak tüm bu çıplak gözle görülebilir özelliklerin dışında göletlerin bir de görünmeyen yüzü ya da bu görülebilen özelliklerin çok belirgin olmadığı durumlar da vardır. “Avlak özelliklerinin saptanması” konusunun önemli bir bölümünü de göletlerde rahatlıkla göremediÄŸimiz alt yapıyı oluÅŸturan fiziksel özelliklerin gün yüzüne çıkarılması oluÅŸturur. Bunların farkında olamayan amatörlerin hem balığın yemlenmediÄŸi bölgelerde olmaktan hem de sürekli takım yitirmekten dolayı çoÄŸunlukla hayal kırıklığı yaÅŸadığına da tanık oldum. Bir tarihte, Keskin Göleti’nde avlanırken sağımdaki koyun içine doÄŸru olta atan iki amatörün sürekli olta kopartmasını üzülerek izledim. Çünkü söz konusu koyun tam ortasında, yani eski dere yatağının orta kısmını oluÅŸturan bu bölgede, su yüksekken gözükmeyen, eskiden kalmış çok sayıda aÄŸaç kökü ve çalı kalıntısı vardı. Bilgiçlik taslamaktan korktuÄŸumdan, kendilerini uygun bir dille uyarmama raÄŸmen onları ikna edemedim ve sonuçta yarım saat içinde altı olta kopartıp bölgeyi terk ettiler. Hani derler ya “Bir müsibet, bin nasihattan daha iyidir!” diye, bu kardeÅŸlerim benim söylediklerimi yaÅŸayarak öğrenmiÅŸ oldular.
Gölet gibi su kaynaklarının görünemeyen fiziksel özellikleri içinde de çamur, batak, kil ve kum tabanlı alanlar, taşlık uzantılar, kıyıya dik inen çökekler, kum ya da taşlık platolar ile bunlardan oluşan çukurluk alanlar ve bitki köklerinin yoğun olduğu bölgeler sayılabilir. Tıpkı bizlerin arabayla karayollarını ve otobanları kullandığımız biçimde sazanların da kullandığı belirli rotalar ve yollar olduğu neredeyse kesin gibidir. Yıllar önce Sivrihisar, Çakmak köyü yakınlarındaki azmakları yoğun avladığımız dönemlerde, derinliği 1,5 ile 2 metre arasında değişen ve suyun cam gibi berrak olduğu bir alanda avlanırken buna defalarca tanık olmuştum. Sazanlar kanal şeklindeki bu alanın kamışlık olan bölgesinden, bizim avlandığımız alana doğru yaklaşmak için alanın ortasındaki diğer yerlere göre daha derince olan bir yolu kullanıyor ve buradan bizim oltalara yaklaşıyorlardı. Çıplak gözle yukarıdan bakınca diğer noktalardan bir farkı olmayan bu yolağı kulananan sazanlar buradan da alanın daha sığ olan diğer bölgelerine doğru dağılıyor ve yemleniyorlardı. Oltalarımızı bu yolağın ortasına yakın noktalara her atışta balık alıyor diğer noktalara attığımız oltalara ise neredeyse hiç balık vurmuyordu.
Bir alışkanlık hayvanı olan sazanın doÄŸal yemleri daha kolay bulabildiÄŸi kum ve batak yapılı alanların sertleÅŸmiÅŸ olan bölgelerinde, taÅŸlık uzantıların kumla buluÅŸtuÄŸu alanlarda ve kamış ve yosun gibi bitkilerin çürümüş çökeltilerinin yoÄŸun olduÄŸu yerlerde ve ani derinleÅŸen dik bölgelerin oluÅŸturduÄŸu çukurluklarda daha çok yemlendiÄŸi de göz ardı edilemez. Bir göletin görünmeyen bölgelerindeki böylesi özellikleri iyi deÄŸerlendiren amatörün daha verimli bir av yapma olasılığı doÄŸal olarak daha yüksek olacaktır. Suyun altında kalmış, görünürde hiçbir belirti vermeyen böylesi bölgeleri bulabilmek* “Avlak Özelliklerini Saptamak” ana eksenli bu yazımın da en can alıcı noktasını oluÅŸturuyor zaten. Bu nedenle de sazan avında amatöre çok büyük katkıda bulunacak gölet yatağı topografisi ile ilgili bilgilerin iyi deÄŸerlendirilip kayda geçirilmesi büyük önem taşır. Bu bilgilerin yazılı olarak saklanmasının aynı avlakda daha sonra yapılacak avların daha verimli geçmesini saÄŸlayacağı gün gibi açık olmasına raÄŸmen bir çok amatör böyle bir kayıttan ziyade detayları aklında tutma yolunu seçmekte ve bunlar da zamanla unutulduÄŸundan aynı avlakta bir yabancı durumuna düşülmektedir.
Bazen göletlerin yatak topografisini çıkartabilmek için tabiat ana ilginç olanaklar sunar. Bunlardan birini de 2007 yılında zaten yaşadık. Bu sene yaşadığımız kuraklık belki bir çok açıdan olumsuzluklara yol açtı ve inşallah bir daha olmaz ama bu kuraklık aslında biraz dikkatli sazan amatörleri için de olağanüstü bir fırsat yarattı. Bir çok gölette su seviyesi inanılmaz seviyelere düştü. Bu o ortamda yaşayan canlılar için büyük bir sıkıntıydı ama bundan ders almasını bilen ve ödevini iyi yapan amatörler içinse bulunmaz bir fırsattı. Ben kendimi bu açıdan biraz şanslı amatörler arasında görüyorum çünkü birçok fotoğraf çektim ve gözlemde bulunarak kayıt yaptım. Bu kayıtların bana nasıl yararı olacağına örnek ise aşağıda sizlerle paylaşmak istediğim birkaç resimde daha net görünüyor.
Sizlerin de başına sık gelmiştir bazen sadece belirli oltaların çalışması ve diğerlerinin yatması. Bunu sadece şansla açıklamak bence gerçek bir sazan amatörü için bu avı fazlasıyla hafife almak anlamına gelebilir. Yukarıdaki avda da işaretlediğim oltanın en fazla balığı tutmasının muhakkak bir açıklaması olmalıydı. Ancak göletin altını göremediğimiz böylesi durumlarda aşağıda neyin olup bittiğini anlamak için ya sualtı kamerası ile çekim yapmak ya da alt yapıyı iyi bilmek gerekiyordu. Evet balığın oltaya vurması için tek parametre tabii ki altyapının iyi bilinmesi değil ama böyle bir durumda ısrarla aynı oltaya balığın vurmasını açıklamak için kahin olmak da gerekmiyor.
Suyun altını göremediÄŸinde aÅŸağıda neler olduÄŸunu bilmek de zor …
http://img232.imageshack.us/img232/2416/karlatrma1copyfk7.jpg
Avlandığınız avlak eğer iyi bildiğiniz bir avlaksa iş değişir ama bilmediğiniz bir avlağa gittiğinizde genellikle yukarıdaki gibi bir görüntü ile karşılaşırsınız. Her yerin birbirine benzediği bir su kıyısı. Bu noktaya yerleşip oltalarınızı döşediğinizde ise soldaki ya da sağdaki oltaların birbirinden bir farkı yoktur sizin için. Eğer oltalarınızı attığınız noktanın, daha doğrusu kösteklerinizin düştüğü noktanın neresi olduğunu bilseydiniz tabii ki ümitli oltaları diğerlerinden daha rahat ayırt ederdiniz. İşte "Avlak Özelliklerinin Saptanması" konusu da bu noktada devreye giriyor zaten. Olta nereye düşüyor? Oltanın düştüğü nokta balığın yemlendiği bir nokta mı? türünden avın kaderini belirleyecek sorulara birazcık olsun yanıt bulabiliyorsak bu avın verimli geçmesi için yolun yarısını çoktan aşmış olmuyor muyuz?
Çekilen sular alt yapıyı ortaya çıkartıyor ve değerli topografik bilgiler sağlıyor ...
http://img232.imageshack.us/img232/6958/karlatrma2copymf7.jpg
Yukarıdaki resimde ise aynı noktanın su düşükken çekilmiş fotoğrafı ile bölgenin fiziksel özellikleri ve topografisi nispeten daha belirgin bir halde. Bu resmi çekmek için bölgenin kuraklık yaşaması çok acı ama bunun iyi bir şekilde değerlendirme olanağı sunduğu da açık. Kaldı ki bu resimden pek belli olmuyor ama yine bölgenin alt yapısı sazanın yemlenmesi için dolaşacağı uygun bir zemin oluşturuyor. Alanın kuzey batı rüzgarlarını alması ile resimdeki derin bölgenin önündeki taşlık set (gravel path) derin bölgeye doğru doğal yemlerin rahat bulunabileceği bir tortu ve çökelti bırakmış. Aynı zamanda yakından yaptığım incelemelerde de bu alanın çamurlu, kumluk yapısı sazanın burnunu sokarak oldukça derinlere kadar araştırma yapacağı, kıl kurtlarını ve diğer kurtçuklar ile su böceklerini bularak yemlenebileceği bir ortam oluşturuyor. Bütün bunlar o noktaya düşen bir oltanın sazan tarafından diğer koşulların da elverişli olması halinde (rüzgar, sıcaklık, dalga vs.) kabul edilebilir bir yem seçeneği sunduğunu göstermiyor mu?
Önceden de belirttiğim gibi "Avlak Özelliklerinin Saptanması" eylemini ciddiye alan tüm sazan amatörlerinin atlamaması gereken bir konu. Eğer avlak gerektiği biçimde okunur ve yorumlanırsa gerçekten de yolun yarısı aşılmış olur. Konunun genişliği nedeniyle bundan sonraki bölümde yine konuyla ilgili bir başka önemli husus olan alt yapının bilinmediği avlaklarda "Plumbing", yani "Su derinliğinin ve alt yapının belirlenmesi" konusunu işlemeye çalışacağım.
Su Derinliğinin ve Alt Yapının Belirlenmesi:
Bundan önce de belirtiğim gibi bir göletin görülebilir özellikleri arasında yer alan, çalılık ve ağaçlık bölgeler, yosunluk ve kamışlık alanlar, kumsallar, adacıklar, burunlar, koylar ve platolar zaten amatörlerin çıplak gözle görüp avlandığı bölgeleri oluşturuyordu. Ancak, eğer avlanacağımız avlak kıyıdan çıplak gözle görülmeyen taban özelliklerine sahipse bunları nasıl öğreneceğiz? Ya da oltanızı attığınız noktanın tam olarak derinliği nedir? Bütün bölgenin derinliği aynı mıdır? Yoksa altta da platolar, yükseltiler var mıdır? Bunları öğrenme yolumuz ne olacak.
Sazan balığının göletin tabana yakın ve derin yerlerinde gezinmeyi sevdiÄŸi bilinen bir gerçek olmasına raÄŸmen avlanılan göletin yatak topografisi olmaksızın “derin” sözcüğünün anlamı nasıl bilinebilir? Bunu bir bot ya da tekneyle gölete açılıp bölgeyi uzun bir kamışla ölçerek de saptayabiliriz ama bunun iki dezavantajı olur. Birincisi balıkları o bölgeden ürkütebiliriz, ya da gölet kamışın boyunu geçecek derecede derin olur, ölçmeyi yapamayabiliriz. Ayrıca göletin taban yapısının fiziki özelliklerini, yani tabanın taÅŸlık mı, killik mi, toprak mı, yoksa yosunlu ya da bitki tortulu mu olduÄŸunu da bilmemiz bu konuda önemli bir avantaj elde etmemizi saÄŸlamaz mı?
Bu nedenle de yukarıdaki sorulara yanıt bulabilmenin alternatif yolu da gittikçe popülerleÅŸen “derinlik ve dip yapısı saptama” (marker) takımıyla yapılan ölçümlerdir. (Å?ekil 1) Bu takım, ana bedene en az 100 gramlık bir kurÅŸun takılarak ve bedenin en ucuna da bir büyükçe bir ÅŸamandıranın baÄŸlanmasıyla son ÅŸeklini alır. Bu ölçümü yapabilmek için önce oltayı ölçüm yapmak istediÄŸimiz noktaya atarız. Misinanın birkaç metre sarılması ile kurÅŸunun arkasında kalan ÅŸamandıra kurÅŸuna temas edecek bir ÅŸekilde tabanda yatıyor olacaktır. (Å?ekil 2) Å?u anda oltayı attığınız yerin derinliÄŸi neyse oraya ulaÅŸmış durumdasınız ama asıl ÅŸimdi yapmanız gereken bu derinliÄŸin ölçülmesidir. Artık makaranızdan her seferinde bir kulaç ya da bir metre kadar misina salmanız gerekmektedir. Bu durumda dibe oturmuÅŸ durumdaki kurÅŸun aÅŸağıda sabit kalacak ancak boÅŸalan ÅŸamandıra yüzeye doÄŸru çıkmaya baÅŸlayacaktır. (Å?ekil 3) Yapmanız gereken ÅŸamandıra su üzerinde görünene kadar ölçerek misinayı salmaktır. EÄŸer ÅŸamandıra 4 metre boyunda misina salınması ile yüzeye çıkarsa o noktanın derinliÄŸi dört metredir anlamına gelir. Å?ayet ÅŸamandıra 3 metre misina salma ile yüzeye çıkarsa o noktanın derinliÄŸi ise 3 metre demektir. (Å?ekil 4) İşte bu da bizim, saldığımız misina metresi ile taban ve yüzey arasındaki derinliÄŸi öğrenmemizi saÄŸlar.
(Å?ekil 1) Derinlik ve Dip Yapısı Saptama DüzeneÄŸi Malzemeleri...
http://img235.imageshack.us/img235/8108/plumbingset1ew4.jpg
(Å?ekil 2) Öncelikle kurÅŸunun dibe oturduÄŸundan ve ÅŸamandıranın da ona dayandığından emin olmak gerekir...
http://img235.imageshack.us/img235/2792/plumbingset2ei8.jpg
(Å?ekil 3) Ben kamışın iki yüzüğü arasındaki mesafeyi kullanarak ve her seferinde yaklaşık 1 metre misina salarak daha kesin bir ölçüm elde ettiÄŸime inanıyorum...
http://img238.imageshack.us/img238/3776/plumbingset3il9.jpg
(Å?ekil 4) Oltayı her atışımda karşıdaki bir noktayı referans alıp o hat boyunca ölçümlerimi kaydediyor, ardından yanındaki bir baÅŸka noktayı hedef alıp o hattın ölçümlerini yapmaya çalışıyorum...
http://img238.imageshack.us/img238/7135/plumbingset4jw6.jpg
Ayrıca bu takım ve düzeneÄŸi taban yapısının detaylarını öğrenmek için de kullanabiliyoruz. (Å?ekil 5) Bunu yapmak için de kurÅŸunun gölet tabanına teması ile hissettiÄŸimiz tepkileri yorumlamamız gerekiyor. Bu iÅŸlem için de oltamızı attıktan sonra tabana oturan kurÅŸunu, kamışımızı kurÅŸunun bulunduÄŸu yere 90 derece oluÅŸturacak ÅŸekilde tutarak, her seferinde yaklaşık üç metre kadar dipten kaldırmadan ve sadece kamışı kullanarak çekiyoruz. Bundan sonrası dibe sürtünen kurÅŸunun kamış ucuna gönderdiÄŸi titreÅŸimleri yorumlamaya sıra geliyor.
(Å?ekil 5) Aynı düzeneÄŸi göletin alt yapısının fiziki detaylarını belirlemek içinde kullanabiliyorum ki bunun bence deÄŸeri daha büyük...
http://img235.imageshack.us/img235/8735/plumbingset52al6.jpg
EÄŸer kamışımızın ucunda sürekli sert ve tok, küt, küt çarpma titreÅŸimleri hissediyorsak bunun anlamı kurÅŸunun taÅŸlık bir tabanda sürtünmesi demektir. Å?ayet kamışın ucunda kurÅŸunun bir yere yapıştığı, ve ardından kaydığı hissini uyandıracak bir tepki alıyorsak muhtemelen bu bölgenin alt yapısı da killi bir bölgeye iÅŸaret etmektedir. EÄŸer kurÅŸunun yere çarpışında yumuÅŸak bir zemin hissediliyor ve kurÅŸun pelte gibi yumuÅŸak bir tabandan geliyor hissine kapılıyorsak muhtemelen bu zemin de kum ya da çamur çökeltili bir alandır diyebiliriz. Yine kurÅŸunu çekmeyi zorlandığımız bir biçimde dibe takılma tepkileri alıyorsak bu alanda otluk ve kamışlık bir bölge olabilir, hatta böylesi durumlarda yosun liflerinin kurÅŸunu sarmasını bile hissedebiliriz. Ayrıca oltayı attığımız yerdeki, örneÄŸin taÅŸlık bir bölgenin ne boyutlarda olduÄŸunu da daha ilerideki bir noktayı referans alıp kurÅŸunun taÅŸlık alandaki sürtünme süresini misina üzerinde iÅŸaretleme yaparak da kestirebilmemiz mümkün olabilmektedir.
Ben bu iÅŸ için sıradan bir 100-150gram kurÅŸun atarlı kamışını kullanıyorum. Makine olarak da Daiwa’nın eski bir modeli B250’yi yine çekeri yüksek bir misinayı ana beden olarak kullanmak üzere bu iÅŸe ayırdım. Aslında gölet derinliÄŸi ve taban özelliklerinin saptanmasında kullanılacak malzeme için genelde mono yerine ip tercih ediliyor, bunun nedeni de ipin monoya oranla daha az esnediÄŸi ve gölet yatağının yapısını daha iyi hissettirdiÄŸidir. Aynı ÅŸekilde kaplamalı kurÅŸun yerine de çıplak kurÅŸun kullanılmasının dip yapısını hissettirmede daha hassas olduÄŸu için seçilmesi öneriliyor. Ancak ben mono misina ve çıplak kurÅŸun ile de oldukça dengeli ölçümler yapabildiÄŸimi sanıyorum.
Kısacası “Gölet yapısının özelliklerinin saptanması” konusunun önemli bir bölümünü oluÅŸturan görünmeyen ögelerin belirlenmesi gerçekten de iÅŸini ciddiye alan her sazan amatörünün göz ardı edemeyeceÄŸi avantajlar saÄŸlayacaktır. Bu bilgilerin amatör sazan balıkçılarının sadece takım yitirmelerini önlemedeki yararını göz önüne almanın olayı dar bir çerçevede deÄŸerlendirmek olacağı da açıktır. Özellikle, sazanın neden bazı bölgeleri diÄŸerlerine oranla daha fazla sevmesine de ışık tutacak bu unsurlar eÄŸer dikkatle ele alınırsa avda randımanın artacağı da bir gerçektir. Hepinize gittiÄŸiniz avlakların en güzel sazanlarının denk gelmesini, oltalarınızın hep dolu, mutluluÄŸunuzun da sonsuz olmasını dilerim. Hoşçakalın.
Kaynakça:
The Beekay Guide To Starting Carp Fishing, by Julian Cundiff
Carp Fever, by Kevin Maddocks
UK Carp Fishing Secrets, by Jim Gibbinson, Julian Grattidge, Garth Barnard
Guide to Carp fishing, by Matt Hayes
Starting Carping - Watercraft, By Dave Rothery
A Look at Watercraft by Steve Hemsley
İngilizlerin “Watercraft” dediÄŸi “Avlak Özelliklerinin Saptanması” bir çok ünlü ve saygın amatör sazan balıkçılığı yazarının belki de sazan avında en önemli olarak gördüğü hususlardan birisidir. Aslında “Avlak özelliklerini saptama” baÅŸka bir deyiÅŸle de “Suyun altında neler olup bittiÄŸinin resmini çıkarma” konusunun içine çok daha fazla faktör de dahil edilebilir. Aslında bu konu amatörün bir avlakta avlanırken gözlem gücünü geliÅŸtirmesiyle daha çok ilgilidir. Balığın yerininin saptanmasının ve neyin peÅŸinde koÅŸup ne yaptığının kestirilebilmesi ile, sıcaklığın, suyun azalıp çoÄŸalmasının, akıntıların ve ortamdaki bitki geliÅŸiminin ve yine balıkların mevsimsel deÄŸiÅŸimlerinin öğrenilmesi ile de ilgilidir denebilir. Belki de, bu konu yazılarak ifade edilmesi en zor olanlardan biridir denebilir çünkü bazı yazarların belirttiÄŸi gibi “Avlak özelliklerinin saptanması” öğrenilemeyebilir ancak zamanla edinebilir. Tıpkı İngilizlerin Rod Hutchinson’u gibi balığın nerede olabileceÄŸini bilip o noktaya yerleÅŸen büyük ustalar vardır ama benim gibi bu iÅŸle uÄŸraÅŸması gereken, biraz deneyimlerini, biraz mantığını kullanıp bunları uygulamaya koyması gereken amatörler de az sayıda deÄŸildir.
“Avlak özelliklerini saptama” becerisini geliÅŸtirmenin en zevkli ve önemli yollarından biri ele geçen her fırsatta balığın bulunduÄŸu gölet ya da nehrin kenarında sadece gözlem yapmaktır. Bunu biraz daha geliÅŸtirirsek avlak okumanın hedef balığımızın bulunması en olası noktaları görebilme yeteneÄŸi diye de deÄŸerlendirebiliriz. Bu noktalar bazen biraz saÄŸduyu kullanarak ve çıplak gözle görülebilir derecede açık da olabilirler. Görülemeyen noktaları netleÅŸtirmek ise biraz daha uÄŸraÅŸmayı gerektirir ama sonuçta avda randımanı kesinlikle artıracak bir uÄŸraşı olur. Ne yazık ki bizim sularımızda sazan peÅŸinde koÅŸan amatörlerin büyük bölümü sazanın oynak yaptığı böylesi görülemeyen noktaları atlamakta ve gölet ya da nehir kenarlarında “Ya nasip!!” grubunu oluÅŸturmaktadırlar. Tabiiki avlarımızda nasip, ÅŸans, kısmet gibi ilahi güçlerin katkısı yadsınamaz ama tamamen ÅŸansa bırakılan avlarda da randımanın ne oranda olacağı doÄŸrusu tartışılır.* Bir çoÄŸumuz, yerleÅŸtikleri noktanın alt yapısı ve sazan için uygunluÄŸu konusunda hiçbir fikri olmadığı halde kendini suyun kenarındaki boÅŸ bulduÄŸu noktaya atmak için arabanın kapısını bile kapayamayacak kadar acele ve telaÅŸ içinde davranan amatörleri görmüyor muyuz?
Ben Abu'nun gözlüğünü amatörler için kullanışlı gözlüklerden biri olarak görüyorum.
http://img218.imageshack.us/img218/1793/gzlk1lx0.jpg
Avlandığımız gölet ya da alan ne kadar küçük olursa olsun, sadece birkaç saatliÄŸine avlanmaya gelmiÅŸ bile olsak, balığın bulunduÄŸu bölgeyi ve bu bölgeden en iyi randımanı verecek yerleÅŸim düzenini belirlemek için zaman harcanmalıdır. Balığa yeni baÅŸlayan genç amatör kardeÅŸlerimiz bazen avlakta sazanın yerini saptamada güçlük çekerler ki bu baÅŸlangıçta gerçekten de zor olabilir. Ama bununla ne pahasına olursa olsun zaman harcanırsa kısa zamanda bir gölette oynayan kuzu ile diÄŸer balık hareketlerinin ayırımını yapacak noktaya gelineceÄŸi kesindir. ÇoÄŸunlukla da balığın yerini saptamada güçlük çekenler, iyi bir polarize gözlük ya da dürbünle, hakim bir noktaya (bu bazen bir aÄŸacın üstü bile olabilir) çıkıp da etrafı ciddi bir biçimde gözlemleme çabasına girmeyen, suyun kenarında çay demlerken etrafa öylesine bakan amatörlerdir. Bence buradaki temel yanlış böyle bir gözlemle vakit harcamanın deÄŸer olup olmaması noktasındadır ki ben balığın çeÅŸitli nedenlerden bulunmadığı bir noktaya olta atıp beklemektense yarım günümü elimde dürbünle etrafı inceleyerek geçirmeyi tercih ederdim. Ancak önceden de belirttiÄŸim gibi avlaklarımızdaki “Ya nasip!!” grubunun bunu yapmakta zorlandığı bir gerçektir. Oysa, tek yapılması gereken etrafta bir kuzunun varlığını gösterecek bir belirtinin, bir iÅŸaretin saptanmasıdır ki bu bir sazanın sırt yüzgeci, ya da suyu yarışı veya iri bir sazanın suya yatırdığı birkaç dal ya da kamış parçası bile olabilir. En bulanık suda bile polarize gözlüklerin yardımıyla su yüzeyinin 15-20 santim aÅŸağısını görmek mümkündür ki bu da çoÄŸu zaman yeterli olabilmektedir. Bazen sazanın kendisini görmesek bile bölgedeki varlığını gösteren iÅŸaretleri aradığımız için kendimizi bir iz sürücü gibi de hissedebiliriz. ÖrneÄŸin, nispeten berrak bir suda göl tabanının bulanık olması burada bir sazan hareketine iÅŸaret edebilir. Kaldı ki sazanların zaman zaman çok gürültücü olduÄŸuna da tanık olmuÅŸuzdur. Ani bir atlama veya suya çarpma sesi ya da sazanın yüzeyden yemlenirken çıkardığı emme ya da amatörler arasında daha yaygın bilinen damak vurma sesi gibi sesler bizim için birer iÅŸaret olabilir.
Birçok genç ve balığa yeni baÅŸlayan amatörün, gölette hiçbir sazan belirtisi bulamadığı durumlarda önemli bir hususu gözden kaçırdıkları da gerçektir. Sazanların gerçekten hareketli olmadığı zamanlar da vardır. Böylesi anlarda sazanı saptamak için en önemli husus sessizlik ve gizliliktir. Beyaz bir t-shirt giyerek, büyük postallarla avlağın etrafında gürültülü bir ÅŸekilde dolaÅŸan bir amatöre herhalde huylu ve tedirgin bir sazanın görünmesi pek akıllıca olmayacaktır. Bir hayalet sessizliÄŸinde ve ani hareketlerden kaçınılan bir sakinlikte hareket edildiÄŸi takdirde sazanın en sığ bölgeleri bile yokladığı gözden kaçmayacaktır. Sabah serinliÄŸinde üşüyen bir amatörün ısınmak için oltalarının başında zıpladığına ve ardından da “Balık tatsız!!” dediÄŸine hiç tanık olmadınız mı? Oysa en olmayacak noktaları bile gezinmekten kaçınmayan bir sazanı oradan kaçıracak tek ÅŸey gürültüdür. Bazı amatörler de suyun kenarında alabildiÄŸince gürültü yapıp sadece balığa yakın olduÄŸunda sessiz olmaya çalışırlar ki bu çok geçtir. Amatörün özellikle sazanın onu görmeden önce sessiz olması, dikkat çekmeyen ve ortama uygun kıyafetlerle avına yaklaÅŸması veya beklemesi daha doÄŸrudur. Arkasından gelen güneÅŸ nedeniyle suya düşen gölgesi yetmiyormuÅŸ gibi bir de ayaÄŸa kalkıp yandaki arkadaşına el kol hareketleriyle bir ÅŸeyler anlatmaya çalışan amatör adeta o bölgedeki sazanları kovalıyor durumdadır.
Avlakta suyun kenarına yerleşme konusunda da bir çok amatörün özenli davranmadığına tanık oluyoruz. Özellikle suya yakın noktalara çadır kurma telaşı içindeki amatörler bazen tam bir şantiye gürültüsüne neden olabiliyorlar. Demirler yerlere çakılıyor, eşyalar paldır küldür taşınıyor, unutulan malzemeler için söylenmeler, yakacak odunların kesilmesi ve daha neler neler. Bunlar doğal olarak huylu bir balık olan sazanı tedirgin edecek ve bölgeden uzaklaştıracaktır. Peki, sazanlar geri dönmeyecekler midir? Tabii ki geri dönerler ama bu ciddi bir zaman kaybı demektir ve sazanların yerini bulmak için azımsanmayacak bir zaman harcamış amatör için de özellikle gözlemlerinin sonucunu almak için değerli ve en önemli ilk birkaç saatlik zamanın boşa harcanması demek olacaktır.
Yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında söz konusu avlaÄŸa her gidiÅŸte notlar alınmalı ya da bir ÅŸekilde bilgiler kaydedilmelidir. Bu kaydetme iÅŸi ise birçok amatör tarafından lüzumsuz görülmekte, hatta yazma alışkanlığı fazla geliÅŸmemiÅŸ amatörler için de biraz zulüm gibi gelmektedir. Allah var ya daha ÅŸimdiye kadar avlandığım avlaklarda böyle not alan ve kayıt yapan bir tek amatör görmedim desem yeri var (EÄŸer kayıt tutanlar varsa, beni affetsinler lütfen). Böyle bir alışkanlığın olmamasının amatör balıkçılık felsefesine kadar uzanabilecek bir yaklaşım farklılığından kaynaklandığını sanıyorum. “Kıytırıktan balık avının kaydı mı olur? Ne gerek var kayda, kuyda abi, önemli bir iÅŸ mi yapıyoruz sanki! İşin mi yok ya kayıt falan, boÅŸver! Kaydı bırak da içelim güzelleÅŸelim abi!” türü yaklaşımlar nedeniyle de bizler her seferinde tekerleÄŸi yeniden keÅŸfetmek zorunda kalmıyor muyuz? Halbuki küçük bir not defteri ve oraya yazılacak birkaç temel husus; sıcaklık, rüzgar yönü ve genel koÅŸullar gibi bilgiler, bazen atlayan bir balığın görüldüğü nokta filan. Zaten oltanın başında saatlerce oturmuyor muyuz? Bu arada bile bir kağıda birkaç not almak herhalde o kadar zor olmasa gerek. Özellikle bu alınan bilgiler eve dönüldüğünde o kadar önemli ipuçları veriyor ki ben ÅŸimdilerde kayıt tutmadığım yıllara, suyun kenarında boÅŸa geçen zamanlar diye yanıyorum.
Yıl boyunca tutulan kayıtlarla elde edilen bilgiler en verimli bölgeleri ve zamanları ortaya koyacak bir hazine deÄŸerine sahiptir ve en güzel tarafı da sizin boÅŸ zamanlarınızı deÄŸerlendirmenize yarayacaktır. Hatta, eÄŸer avlanılan avlaklar ÅŸehre ya da eve yakınsa fırsat buldukça oltasız olarak ziyaret edilmesinin yararı tartışılmaz derecede büyüktür çünkü avlakta ve suyun kenarında bizzat yapılan gözlemlerin yerini hiçbir bilgi tutamaz. En basitinden EskiÅŸehir’e en yakın avlaklardan biri olan Keskin Göleti’ne birçok amatör “Burada balık yok!” ya da “Keskin balık yapmıyor!” gibi düşüncelerle gitmezken benim gidip birkaç balık yakalamamın nedeni olarak gölete oltasız olarak defalarca gittiÄŸimi gösterebilirim. Kışın karda bile babamla beraber, çocukları da alıp termosa koyduÄŸumuz çayları içmek ve temiz hava almak için her gidiÅŸimizde elde ettiÄŸim bilgilerden daha sonra çok verimli bir biçimde yararlandığımı söyleyebilirim.
Å?üphesiz, biz amatörlerin bir çoÄŸunun iÅŸinin, gücünün ve ailesinin olması “Avlak Özelliklerinin Saptanması” eylemi için her dakikayı su kenarında geçirmesini engelleyecektir. Ancak, bu koÅŸullar bir yana bırakılırsa bir av partisi öncesinde böylesine bir gözlem için bir saatlik bile olsa, dolaÅŸma, fikir alış-veriÅŸi ve seçilen avlakla ilgili gözlemlerde bulunmanın randımanı artıracağı da neredeyse kesindir.
Ayrıca sadece balığın gözlemlenmesi de çoğunlukla yeterli olmayacak, gözlemlenen balığın davranış özelliklerinin de saptanması gerekecektir. Örneğin Julian Cundiff, sazan balıkçılığı ile ilgili kitabında atlayan sazanın muhakkak yemlenen sazan olması gerekmediğine dikkat çekerek, büyük bir şapırtı ile suyun yüzüne çıkarak kendini suya vuran sazanın illa yemlenen bir balık olarak görülmemesi gerektiği, bunun sazanın hareket halinde olduğunun da bir göstergesi olabileceğine dikkat çekmektedir. Bu görüntünün amatörü heyecanlandırmasına rağmen bu noktanın ana bir yemlenme noktası olarak değerlendirilemeyceğine dikkat çeken yazar, nispeten daha sessiz ve yuvarlanırcasına sırt yüzgeçleri görünerek atlayan sazanın büyük olasılıkla yemlenme peşinde olduğuna ve bu bölgenin de bir yemlenme bölgesi olabileceğine işaret etmektedir.
Öte yandan Richard Stangroom sazanları iki grupta değerlendirmekte ve bunları gezinen ve yataklı sazan olarak ele almaktadır. Gezinen gruptaki sazanların belirli bir biçimde 24 saat boyunca sabit bir gezinme rotası ile yaptıkları bu yolculuğu ilkbahar ve yaz aylarında saptamanın daha kolay olduğunua dikkat çeken yazar, sazanların bu gezinmeyi doğal besin kaynaklarındaki hareket nedeniyle değiştirmek zorunda kalmadıkları sürece yıl boyunca sürdürdüklerini de iddia etmektedir. Ayrıca ikinci grup olarak ele alınan yataklı sazanların genellikle göletin bir bölgesinde kaldıklarını ama bunların diğer sazanlara oranla sayıca daha az olduklarına dikkat çekmektedir. Bu sazanların çoğunlukla göletin bitki yapısının daha yoğun olduğu bölgelere yakın kaldıklarını, tıpkı gezinen sazanlar gibi sevdikleri beslenme alanları ve zamanları olduğuna işaret etmektedir. Buradan hareketle de en güzel olta atılacak noktaların ise bu iki sazan grubunun kesiştiği ve yemlenmede örtüştüğü alanlar olduğuna dikkat çeken yazar, bunu aynı noktadan ve aynı sazanları defalarca yakalayarak teyit ettiğini ileri sürmektedir.
Kısacası avlak kenarında yapılacak gözlemlerin ve deÄŸerlendirmelerin amatörün avının verimli geçmesine katkıda bulunacağı artık bilinen bir gerçektir. Tabii ki buraya kadar belirttiklerim hep avlakların görünen özelliklerinden hareketle avlanacağımız noktanın saptanması açsısından önem taşımaktaydı. Julian Cundiff adlı yazarın konuyla ilgili ÅŸu sözünü yazmadan geçemeyeceÄŸim; “Sazanın olduÄŸu yerde 10 dakika, sazanın olmadığı yerdeki 10 saatten daha iyidir!” Buna paralel olarak da göletlerde benim gözlemlediÄŸim en büyük yaklaşım yanlışı olan ve “Ya nasip!!” gruplarınca da sıklıkla baÅŸvurulan rastgele bir noktaya yerleÅŸerek avı kadere, kısmete baÄŸlamanın ne derece doÄŸru olduÄŸunu eleÅŸtiren ÅŸu açıklamayla da bitirmek istiyorum. “Sazan avında sazanın size gelmesini beklemeyiniz, çünkü gelmeyecektir. Siz ona gitmek ve onu bulmak zorundasınız. Bunun aksi olmaz…”
“Avlak Özelliklerinin Saptanması” konusunda olay sadece balığın gözlemlenmesi ve yerinin saptanması ile sınırlı deÄŸildir. Birçok amatör deneyim yoluyla koÅŸullara göre sazanın yemlenme olasılığı yüksek noktalarını saptama becerisini içgüdüsel olarak da geliÅŸtirebilir. Onların temelde hava olmak üzere farklı avlak koÅŸullarını etkileyen birçok faktörü yorumlama yeteneÄŸi zamana baÄŸlı olarak geliÅŸmiÅŸ de olabilir. Kaldı ki bu bahsedilenlerin büyük bir çoÄŸunluÄŸu da zaten yalın mantık kuralları ile de açıklanamayabilir. Bu nedenle de sözü deÄŸerli birçok amatör sazan balıkçılığı yazarı gerek avlak, gerek teknik, gerekse de yöntem ve yaklaşımlar konusunda amatörlerin bunları ciddiye almasını ancak avlandığınız yerde geliÅŸtirdiÄŸiniz kendi deÄŸer yargılarınıza bunların hükmetmesinden yana deÄŸildirler. Bir baÅŸka deyiÅŸle bunları bilelim ama koÅŸullara göre deÄŸiÅŸebilen kendi yargılarımıza da güvenelim demektir.
Å?u bir gerçektir ki, bir göletteki hem görülebilen hem de görünemeyen özelliklerin doÄŸru yorumlanması ile bütünleÅŸen balığın hareketlerinin gerçekçi bir biçimde deÄŸerlendirilmesi, rastgele bir noktaya “Ya nasip!!” diyerek yerleÅŸilmesinden ve balığın yemi bulup ta yemesini beklemeye oranla daha rasyonel bir yaklaşımdır. Bir göletin görülebilir fiziki özellikleri arasında, eskiden kalmış çalı veya aÄŸaç kökleri olan bölgeleri, yosun ya da kamış gibi doÄŸal bitki örtüsünün yoÄŸun olduÄŸu alanları, suyun düşük ya da yüksek olması ile ÅŸekillenen adacık, girinti, burun veya koy yapılı alanlar, gölete su saÄŸlayan kaynakların ve dere ağızlarının gölete açıldığı alanlar ile taÅŸlık ve kumluk sığlıklar ve platolar sayılabilir.
Ancak tüm bu çıplak gözle görülebilir özelliklerin dışında göletlerin bir de görünmeyen yüzü ya da bu görülebilen özelliklerin çok belirgin olmadığı durumlar da vardır. “Avlak özelliklerinin saptanması” konusunun önemli bir bölümünü de göletlerde rahatlıkla göremediÄŸimiz alt yapıyı oluÅŸturan fiziksel özelliklerin gün yüzüne çıkarılması oluÅŸturur. Bunların farkında olamayan amatörlerin hem balığın yemlenmediÄŸi bölgelerde olmaktan hem de sürekli takım yitirmekten dolayı çoÄŸunlukla hayal kırıklığı yaÅŸadığına da tanık oldum. Bir tarihte, Keskin Göleti’nde avlanırken sağımdaki koyun içine doÄŸru olta atan iki amatörün sürekli olta kopartmasını üzülerek izledim. Çünkü söz konusu koyun tam ortasında, yani eski dere yatağının orta kısmını oluÅŸturan bu bölgede, su yüksekken gözükmeyen, eskiden kalmış çok sayıda aÄŸaç kökü ve çalı kalıntısı vardı. Bilgiçlik taslamaktan korktuÄŸumdan, kendilerini uygun bir dille uyarmama raÄŸmen onları ikna edemedim ve sonuçta yarım saat içinde altı olta kopartıp bölgeyi terk ettiler. Hani derler ya “Bir müsibet, bin nasihattan daha iyidir!” diye, bu kardeÅŸlerim benim söylediklerimi yaÅŸayarak öğrenmiÅŸ oldular.
Gölet gibi su kaynaklarının görünemeyen fiziksel özellikleri içinde de çamur, batak, kil ve kum tabanlı alanlar, taşlık uzantılar, kıyıya dik inen çökekler, kum ya da taşlık platolar ile bunlardan oluşan çukurluk alanlar ve bitki köklerinin yoğun olduğu bölgeler sayılabilir. Tıpkı bizlerin arabayla karayollarını ve otobanları kullandığımız biçimde sazanların da kullandığı belirli rotalar ve yollar olduğu neredeyse kesin gibidir. Yıllar önce Sivrihisar, Çakmak köyü yakınlarındaki azmakları yoğun avladığımız dönemlerde, derinliği 1,5 ile 2 metre arasında değişen ve suyun cam gibi berrak olduğu bir alanda avlanırken buna defalarca tanık olmuştum. Sazanlar kanal şeklindeki bu alanın kamışlık olan bölgesinden, bizim avlandığımız alana doğru yaklaşmak için alanın ortasındaki diğer yerlere göre daha derince olan bir yolu kullanıyor ve buradan bizim oltalara yaklaşıyorlardı. Çıplak gözle yukarıdan bakınca diğer noktalardan bir farkı olmayan bu yolağı kulananan sazanlar buradan da alanın daha sığ olan diğer bölgelerine doğru dağılıyor ve yemleniyorlardı. Oltalarımızı bu yolağın ortasına yakın noktalara her atışta balık alıyor diğer noktalara attığımız oltalara ise neredeyse hiç balık vurmuyordu.
Bir alışkanlık hayvanı olan sazanın doÄŸal yemleri daha kolay bulabildiÄŸi kum ve batak yapılı alanların sertleÅŸmiÅŸ olan bölgelerinde, taÅŸlık uzantıların kumla buluÅŸtuÄŸu alanlarda ve kamış ve yosun gibi bitkilerin çürümüş çökeltilerinin yoÄŸun olduÄŸu yerlerde ve ani derinleÅŸen dik bölgelerin oluÅŸturduÄŸu çukurluklarda daha çok yemlendiÄŸi de göz ardı edilemez. Bir göletin görünmeyen bölgelerindeki böylesi özellikleri iyi deÄŸerlendiren amatörün daha verimli bir av yapma olasılığı doÄŸal olarak daha yüksek olacaktır. Suyun altında kalmış, görünürde hiçbir belirti vermeyen böylesi bölgeleri bulabilmek* “Avlak Özelliklerini Saptamak” ana eksenli bu yazımın da en can alıcı noktasını oluÅŸturuyor zaten. Bu nedenle de sazan avında amatöre çok büyük katkıda bulunacak gölet yatağı topografisi ile ilgili bilgilerin iyi deÄŸerlendirilip kayda geçirilmesi büyük önem taşır. Bu bilgilerin yazılı olarak saklanmasının aynı avlakda daha sonra yapılacak avların daha verimli geçmesini saÄŸlayacağı gün gibi açık olmasına raÄŸmen bir çok amatör böyle bir kayıttan ziyade detayları aklında tutma yolunu seçmekte ve bunlar da zamanla unutulduÄŸundan aynı avlakta bir yabancı durumuna düşülmektedir.
Bazen göletlerin yatak topografisini çıkartabilmek için tabiat ana ilginç olanaklar sunar. Bunlardan birini de 2007 yılında zaten yaşadık. Bu sene yaşadığımız kuraklık belki bir çok açıdan olumsuzluklara yol açtı ve inşallah bir daha olmaz ama bu kuraklık aslında biraz dikkatli sazan amatörleri için de olağanüstü bir fırsat yarattı. Bir çok gölette su seviyesi inanılmaz seviyelere düştü. Bu o ortamda yaşayan canlılar için büyük bir sıkıntıydı ama bundan ders almasını bilen ve ödevini iyi yapan amatörler içinse bulunmaz bir fırsattı. Ben kendimi bu açıdan biraz şanslı amatörler arasında görüyorum çünkü birçok fotoğraf çektim ve gözlemde bulunarak kayıt yaptım. Bu kayıtların bana nasıl yararı olacağına örnek ise aşağıda sizlerle paylaşmak istediğim birkaç resimde daha net görünüyor.
Sizlerin de başına sık gelmiştir bazen sadece belirli oltaların çalışması ve diğerlerinin yatması. Bunu sadece şansla açıklamak bence gerçek bir sazan amatörü için bu avı fazlasıyla hafife almak anlamına gelebilir. Yukarıdaki avda da işaretlediğim oltanın en fazla balığı tutmasının muhakkak bir açıklaması olmalıydı. Ancak göletin altını göremediğimiz böylesi durumlarda aşağıda neyin olup bittiğini anlamak için ya sualtı kamerası ile çekim yapmak ya da alt yapıyı iyi bilmek gerekiyordu. Evet balığın oltaya vurması için tek parametre tabii ki altyapının iyi bilinmesi değil ama böyle bir durumda ısrarla aynı oltaya balığın vurmasını açıklamak için kahin olmak da gerekmiyor.
Suyun altını göremediÄŸinde aÅŸağıda neler olduÄŸunu bilmek de zor …
http://img232.imageshack.us/img232/2416/karlatrma1copyfk7.jpg
Avlandığınız avlak eğer iyi bildiğiniz bir avlaksa iş değişir ama bilmediğiniz bir avlağa gittiğinizde genellikle yukarıdaki gibi bir görüntü ile karşılaşırsınız. Her yerin birbirine benzediği bir su kıyısı. Bu noktaya yerleşip oltalarınızı döşediğinizde ise soldaki ya da sağdaki oltaların birbirinden bir farkı yoktur sizin için. Eğer oltalarınızı attığınız noktanın, daha doğrusu kösteklerinizin düştüğü noktanın neresi olduğunu bilseydiniz tabii ki ümitli oltaları diğerlerinden daha rahat ayırt ederdiniz. İşte "Avlak Özelliklerinin Saptanması" konusu da bu noktada devreye giriyor zaten. Olta nereye düşüyor? Oltanın düştüğü nokta balığın yemlendiği bir nokta mı? türünden avın kaderini belirleyecek sorulara birazcık olsun yanıt bulabiliyorsak bu avın verimli geçmesi için yolun yarısını çoktan aşmış olmuyor muyuz?
Çekilen sular alt yapıyı ortaya çıkartıyor ve değerli topografik bilgiler sağlıyor ...
http://img232.imageshack.us/img232/6958/karlatrma2copymf7.jpg
Yukarıdaki resimde ise aynı noktanın su düşükken çekilmiş fotoğrafı ile bölgenin fiziksel özellikleri ve topografisi nispeten daha belirgin bir halde. Bu resmi çekmek için bölgenin kuraklık yaşaması çok acı ama bunun iyi bir şekilde değerlendirme olanağı sunduğu da açık. Kaldı ki bu resimden pek belli olmuyor ama yine bölgenin alt yapısı sazanın yemlenmesi için dolaşacağı uygun bir zemin oluşturuyor. Alanın kuzey batı rüzgarlarını alması ile resimdeki derin bölgenin önündeki taşlık set (gravel path) derin bölgeye doğru doğal yemlerin rahat bulunabileceği bir tortu ve çökelti bırakmış. Aynı zamanda yakından yaptığım incelemelerde de bu alanın çamurlu, kumluk yapısı sazanın burnunu sokarak oldukça derinlere kadar araştırma yapacağı, kıl kurtlarını ve diğer kurtçuklar ile su böceklerini bularak yemlenebileceği bir ortam oluşturuyor. Bütün bunlar o noktaya düşen bir oltanın sazan tarafından diğer koşulların da elverişli olması halinde (rüzgar, sıcaklık, dalga vs.) kabul edilebilir bir yem seçeneği sunduğunu göstermiyor mu?
Önceden de belirttiğim gibi "Avlak Özelliklerinin Saptanması" eylemini ciddiye alan tüm sazan amatörlerinin atlamaması gereken bir konu. Eğer avlak gerektiği biçimde okunur ve yorumlanırsa gerçekten de yolun yarısı aşılmış olur. Konunun genişliği nedeniyle bundan sonraki bölümde yine konuyla ilgili bir başka önemli husus olan alt yapının bilinmediği avlaklarda "Plumbing", yani "Su derinliğinin ve alt yapının belirlenmesi" konusunu işlemeye çalışacağım.
Su Derinliğinin ve Alt Yapının Belirlenmesi:
Bundan önce de belirtiğim gibi bir göletin görülebilir özellikleri arasında yer alan, çalılık ve ağaçlık bölgeler, yosunluk ve kamışlık alanlar, kumsallar, adacıklar, burunlar, koylar ve platolar zaten amatörlerin çıplak gözle görüp avlandığı bölgeleri oluşturuyordu. Ancak, eğer avlanacağımız avlak kıyıdan çıplak gözle görülmeyen taban özelliklerine sahipse bunları nasıl öğreneceğiz? Ya da oltanızı attığınız noktanın tam olarak derinliği nedir? Bütün bölgenin derinliği aynı mıdır? Yoksa altta da platolar, yükseltiler var mıdır? Bunları öğrenme yolumuz ne olacak.
Sazan balığının göletin tabana yakın ve derin yerlerinde gezinmeyi sevdiÄŸi bilinen bir gerçek olmasına raÄŸmen avlanılan göletin yatak topografisi olmaksızın “derin” sözcüğünün anlamı nasıl bilinebilir? Bunu bir bot ya da tekneyle gölete açılıp bölgeyi uzun bir kamışla ölçerek de saptayabiliriz ama bunun iki dezavantajı olur. Birincisi balıkları o bölgeden ürkütebiliriz, ya da gölet kamışın boyunu geçecek derecede derin olur, ölçmeyi yapamayabiliriz. Ayrıca göletin taban yapısının fiziki özelliklerini, yani tabanın taÅŸlık mı, killik mi, toprak mı, yoksa yosunlu ya da bitki tortulu mu olduÄŸunu da bilmemiz bu konuda önemli bir avantaj elde etmemizi saÄŸlamaz mı?
Bu nedenle de yukarıdaki sorulara yanıt bulabilmenin alternatif yolu da gittikçe popülerleÅŸen “derinlik ve dip yapısı saptama” (marker) takımıyla yapılan ölçümlerdir. (Å?ekil 1) Bu takım, ana bedene en az 100 gramlık bir kurÅŸun takılarak ve bedenin en ucuna da bir büyükçe bir ÅŸamandıranın baÄŸlanmasıyla son ÅŸeklini alır. Bu ölçümü yapabilmek için önce oltayı ölçüm yapmak istediÄŸimiz noktaya atarız. Misinanın birkaç metre sarılması ile kurÅŸunun arkasında kalan ÅŸamandıra kurÅŸuna temas edecek bir ÅŸekilde tabanda yatıyor olacaktır. (Å?ekil 2) Å?u anda oltayı attığınız yerin derinliÄŸi neyse oraya ulaÅŸmış durumdasınız ama asıl ÅŸimdi yapmanız gereken bu derinliÄŸin ölçülmesidir. Artık makaranızdan her seferinde bir kulaç ya da bir metre kadar misina salmanız gerekmektedir. Bu durumda dibe oturmuÅŸ durumdaki kurÅŸun aÅŸağıda sabit kalacak ancak boÅŸalan ÅŸamandıra yüzeye doÄŸru çıkmaya baÅŸlayacaktır. (Å?ekil 3) Yapmanız gereken ÅŸamandıra su üzerinde görünene kadar ölçerek misinayı salmaktır. EÄŸer ÅŸamandıra 4 metre boyunda misina salınması ile yüzeye çıkarsa o noktanın derinliÄŸi dört metredir anlamına gelir. Å?ayet ÅŸamandıra 3 metre misina salma ile yüzeye çıkarsa o noktanın derinliÄŸi ise 3 metre demektir. (Å?ekil 4) İşte bu da bizim, saldığımız misina metresi ile taban ve yüzey arasındaki derinliÄŸi öğrenmemizi saÄŸlar.
(Å?ekil 1) Derinlik ve Dip Yapısı Saptama DüzeneÄŸi Malzemeleri...
http://img235.imageshack.us/img235/8108/plumbingset1ew4.jpg
(Å?ekil 2) Öncelikle kurÅŸunun dibe oturduÄŸundan ve ÅŸamandıranın da ona dayandığından emin olmak gerekir...
http://img235.imageshack.us/img235/2792/plumbingset2ei8.jpg
(Å?ekil 3) Ben kamışın iki yüzüğü arasındaki mesafeyi kullanarak ve her seferinde yaklaşık 1 metre misina salarak daha kesin bir ölçüm elde ettiÄŸime inanıyorum...
http://img238.imageshack.us/img238/3776/plumbingset3il9.jpg
(Å?ekil 4) Oltayı her atışımda karşıdaki bir noktayı referans alıp o hat boyunca ölçümlerimi kaydediyor, ardından yanındaki bir baÅŸka noktayı hedef alıp o hattın ölçümlerini yapmaya çalışıyorum...
http://img238.imageshack.us/img238/7135/plumbingset4jw6.jpg
Ayrıca bu takım ve düzeneÄŸi taban yapısının detaylarını öğrenmek için de kullanabiliyoruz. (Å?ekil 5) Bunu yapmak için de kurÅŸunun gölet tabanına teması ile hissettiÄŸimiz tepkileri yorumlamamız gerekiyor. Bu iÅŸlem için de oltamızı attıktan sonra tabana oturan kurÅŸunu, kamışımızı kurÅŸunun bulunduÄŸu yere 90 derece oluÅŸturacak ÅŸekilde tutarak, her seferinde yaklaşık üç metre kadar dipten kaldırmadan ve sadece kamışı kullanarak çekiyoruz. Bundan sonrası dibe sürtünen kurÅŸunun kamış ucuna gönderdiÄŸi titreÅŸimleri yorumlamaya sıra geliyor.
(Å?ekil 5) Aynı düzeneÄŸi göletin alt yapısının fiziki detaylarını belirlemek içinde kullanabiliyorum ki bunun bence deÄŸeri daha büyük...
http://img235.imageshack.us/img235/8735/plumbingset52al6.jpg
EÄŸer kamışımızın ucunda sürekli sert ve tok, küt, küt çarpma titreÅŸimleri hissediyorsak bunun anlamı kurÅŸunun taÅŸlık bir tabanda sürtünmesi demektir. Å?ayet kamışın ucunda kurÅŸunun bir yere yapıştığı, ve ardından kaydığı hissini uyandıracak bir tepki alıyorsak muhtemelen bu bölgenin alt yapısı da killi bir bölgeye iÅŸaret etmektedir. EÄŸer kurÅŸunun yere çarpışında yumuÅŸak bir zemin hissediliyor ve kurÅŸun pelte gibi yumuÅŸak bir tabandan geliyor hissine kapılıyorsak muhtemelen bu zemin de kum ya da çamur çökeltili bir alandır diyebiliriz. Yine kurÅŸunu çekmeyi zorlandığımız bir biçimde dibe takılma tepkileri alıyorsak bu alanda otluk ve kamışlık bir bölge olabilir, hatta böylesi durumlarda yosun liflerinin kurÅŸunu sarmasını bile hissedebiliriz. Ayrıca oltayı attığımız yerdeki, örneÄŸin taÅŸlık bir bölgenin ne boyutlarda olduÄŸunu da daha ilerideki bir noktayı referans alıp kurÅŸunun taÅŸlık alandaki sürtünme süresini misina üzerinde iÅŸaretleme yaparak da kestirebilmemiz mümkün olabilmektedir.
Ben bu iÅŸ için sıradan bir 100-150gram kurÅŸun atarlı kamışını kullanıyorum. Makine olarak da Daiwa’nın eski bir modeli B250’yi yine çekeri yüksek bir misinayı ana beden olarak kullanmak üzere bu iÅŸe ayırdım. Aslında gölet derinliÄŸi ve taban özelliklerinin saptanmasında kullanılacak malzeme için genelde mono yerine ip tercih ediliyor, bunun nedeni de ipin monoya oranla daha az esnediÄŸi ve gölet yatağının yapısını daha iyi hissettirdiÄŸidir. Aynı ÅŸekilde kaplamalı kurÅŸun yerine de çıplak kurÅŸun kullanılmasının dip yapısını hissettirmede daha hassas olduÄŸu için seçilmesi öneriliyor. Ancak ben mono misina ve çıplak kurÅŸun ile de oldukça dengeli ölçümler yapabildiÄŸimi sanıyorum.
Kısacası “Gölet yapısının özelliklerinin saptanması” konusunun önemli bir bölümünü oluÅŸturan görünmeyen ögelerin belirlenmesi gerçekten de iÅŸini ciddiye alan her sazan amatörünün göz ardı edemeyeceÄŸi avantajlar saÄŸlayacaktır. Bu bilgilerin amatör sazan balıkçılarının sadece takım yitirmelerini önlemedeki yararını göz önüne almanın olayı dar bir çerçevede deÄŸerlendirmek olacağı da açıktır. Özellikle, sazanın neden bazı bölgeleri diÄŸerlerine oranla daha fazla sevmesine de ışık tutacak bu unsurlar eÄŸer dikkatle ele alınırsa avda randımanın artacağı da bir gerçektir. Hepinize gittiÄŸiniz avlakların en güzel sazanlarının denk gelmesini, oltalarınızın hep dolu, mutluluÄŸunuzun da sonsuz olmasını dilerim. Hoşçakalın.
Kaynakça:
The Beekay Guide To Starting Carp Fishing, by Julian Cundiff
Carp Fever, by Kevin Maddocks
UK Carp Fishing Secrets, by Jim Gibbinson, Julian Grattidge, Garth Barnard
Guide to Carp fishing, by Matt Hayes
Starting Carping - Watercraft, By Dave Rothery
A Look at Watercraft by Steve Hemsley