Tüm Versiyonu (Orjinalini) Göster : SAZAN BALIGI hakkinda


carp911
20-04-08, 15:08
SAZANIN DUYULARI

Bakalım avlamasını bu kadar sevdiğimiz SAZANI ne kadar tanıyoruz?Avcı olarak avımızın özelliklerini tanırsak ondan her zaman bir adım önde olacağımızı söyleyebiliriz.Öncelikle sazanın davranışları konusunda bir takım bilgileri bilmek yararlı olacaktır.Aşağıda öğrendiğim bilgiler doğrultusunda derlemeye çalıştığım bir takım özelliklerini yazdım ve kendim adına çok yararlı şeyler öğrendim.Bunları da tabi ki sizlerle paylaşacağım.

KOKU DUYUSU

Sazan burun deliÄŸine benzeyen “Nares” diye adlandırılan aÄŸzının hemen üzerinde her iki yanda yer alan deliklerden koku almaktadır. Su bu kanallardan içeriye alınır ve binlerce kıl benzeri duyargaların olduÄŸu daha derine doÄŸru çekilir.Bu duyargalar tatlı ya da tuzlu maddeler ve tatlar arasındaki farklılıkları ayırt eder.Bu sensorlar son derece duyarlıdırlar ve insanın koku alma duyusundan kat kat fazladır.Sazan bu ÅŸekilde aminoasitler gibi düşük seviye kimyasalları kesin bir doÄŸrulukla tespit eder ki bu da su içerisinde var olan solucan,kurt,kabuklu yaratıklar vb gibi avları kolayca bulacağı anlamına gelir.Zaten bu yüzden su tabanında çamurun altındaki herhangi bir besinin yerini tespit edebilmektedir.YaklaÅŸtıkça duyargaları daha hassas olur.
• Benim buradan çıkardığm sonuç hazırlayacağımız yemler çok fazla koku içermemeli,zira fazla koku bu kadar hassas bir koku duyusuna sahip balığı huzursuz edebilir.Az bir koku bile zaten sazanı uzun mesafelerden kendine çekecektir.

TAD ALMA DUYUSU
Sazan koku alma duyusunda olduÄŸu gibi son derece yüksek bir tat alma duyusuna da sahiptir.Sazan besinini adeta bir elektrikli süpürge gibi aÄŸzından içeri çekerek toplar ve bu sırada aÄŸzına gelen maddelerin –yenebilir ya da yenemez – olup olmadıklarını da tespit eder.Sazanın bu duyargaları sadece aÄŸzının içerisinde deÄŸildir.Bunlardan kanat,göğüs ve sırt yüzgeçlerinde,kafasının içinde ve hatta vücudu boyunca yer alan bölgelerde de vardır.Bu dış sensorlar onun besin kaynağını daha kesin bulmasında önemli role sahiptirler.
Emerek beslenirken aÄŸzına aldığı çamuru aÄŸzının en üst bölümünde yer alan baÅŸlıca tat organıyla tadar,aÄŸzın alt bölümüne doÄŸru iter ve yiyeceÄŸin orada yakalanmasını saÄŸlar.Bunu yiyecekle birlikte aÄŸzına aldığı çamur,kum vb. parçaları ayırt etmek için yineler durur.Çok küçük tanecikler solungaçlarından dışarı atılır.Daha büyük olanlar en sonunda ağızdan dışarı tükürülür.Tabii tüm bunlar birkaç saniye içerisinde olan bir süreçtir.Sazanın aÄŸzına aldığı ÅŸeylerin neredeyse %97sini bu sayede dışarı attığı sanılmaktadır.Sazan bu ÅŸekilde yiyeceklerini yıkayıp öyle yiyor dersek pek yanlış olmaz herhalde.Yemeye layık bulduÄŸu yiyeceÄŸi –eÄŸer sertse-en sonunda ezerek yutmak için “Pharyngeal” denen tampon benzeri diÅŸlerinin olduÄŸu aÄŸzının arka bölümüne gönderir. Ve kolayca ezerek yutar.Bu diÅŸler midye gibi sert kabuklu yiyecekleri de kolayca parçalar.
• Sazanın aÄŸzındaki yemi bir içeri bir dışarı atması sonucunda ucu açıkta kalacak bir iÄŸne ile neredeyse %100 bir kesinlikte yakalanacağı anlaşılıyor.O yüzden yemi,yani mısırı boili yöntemindeki gibi takmak çok avantajlı olacaktır.

GÖRÜÅ? YETENEÄ?İ

Sazanın tam olarak ne kadar görebildiği belki de bilinemeyecektir fakat çok düşük ışık yoğunluğunun olduğu yerlerde dahi geniş bir renk spektrumuna sahip olduğu bilinmektedir.Gözleri konum itibarı ile sazana neredeyse 360 dereceye kadar bir görüş açısı kazandırmaktadır.Sadece kuyruk kısmını göremez.Suyun yüzeyinde iken gözleri ışık ve hareket değişimlerine karşı son derece duyarlıdır.Dolaşırken avcılar tarafından (genelde insanlar) fark edilmesin diye yavaş hareketlerde bulunur ve çevreye uyum sağlayarak kamufle olmaya çalışır.Bu yüzden sazana en iyisi arkadan yaklaşmaktır-tabii eğer mümkünse!
Araştırmalar sazanın başının üzerinde 97,6 dereceyi geçen dairesel bir görüş açısına sahip olduğunu göstermektedir.Bu pencerenin dışında,sazan su yüzeyinin ayna gibi yansıtıcı özelliği sayesinde su tabanından yansıyan görüntüleri de görebilir.Gözlerin bulunduğu pozisyon itibarı ile sazan bazen yemin nerede olduğunu karıştırabilir.Yani ağzının hemen altında olan bir yemi göremeyebilir.Bu da yaklaşık 20 derecelik son derece dar bir açıdır.Tabii bu o yemi bulamaz anlamına gelmez.Gözün tespit edemediği,biraz bulanık diyebileceğimiz yerde devreye bıyık şeklindeki duyargalarının dokunma hassasiyeti ve koku alma duyusu girer.O halde sazanın yemi en kesin olarak tespit edebildiği yer tam da ağzının hemen altında birkaç cm. uzaklıktaki bölgedir.Gözleri bu noktaya bulanık da olsa odaklanabilir.
• Demek ki kullanacağımız yemin renginden de önemli olan ÅŸeyin o yemin kokusunun sazan için aşırı olup onu tedirgin edip etmeyeceÄŸi hususunu düşünmemiz olduÄŸu anlaşılıyor.
• Ayrıca kıyıda çok fazla dolaÅŸarak bu kadar geniÅŸ bir görüş açısına sahip bir balığı ürkütme ihtimalini düşünmek gerekiyor.Kamışları da suyun üzerine gölge yapacak ÅŸekilde sıralamaktansa biraz daha geriden,uçları su kenarında kalacak ÅŸekilde sabitlemenin daha iyi olacağı ortaya çıkıyor.

İÅ?İTME DUYUSU

Sazanda görünürde kulak yoktur. Bunun yerine, başında yer alan her iki yüzgecin biraz üzerinde iç kısımda bu işlevi yerine getiren iç kulak diyebileceğimiz kulaklar vardır.Bunlar beynin arkasında olup suyun içindeki titreşimleri tespit edebilen ve içinde birçok kıl barındıran yapılardır.Titreşimler bu duyargalar sayesinde adeta bir amplifikatör gibi yükseltilerek sazanın 60 ila 6000Hz arasındaki sesleri duymasını sağlar.
• Bu yüzden bir sazancı sazanın gürültü ve titreÅŸimlere karşı olan yüksek hassasiyetini asla aklından çıkarmamalı ve sessizliÄŸe büyük önem vermelidir.

LATERAL LINE (YANAL HAT)
Bu yanal hat belki de sazanın en çok güvendiÄŸi duyu organıdır.Yanal hat pulların içinden vücuda nüfuz eden gözle görünmeyecek kadar küçük deliklerde yer alan ve içinde sümüksü bir yapı barındıran bir dizi duyu organıdır.Bu kanal içindeki duyargalar su içerisindeki en küçük bir titreÅŸim ve hareketi saptayıp beyine iletecek kadar hassastırlar.Yanal hat sazana etrafta neler olup bittiÄŸini,yakılık uzaklık gibi bir takım bilgilerle birlikte anlatır.Bu hat sayesinde gözlerini kaybetmiÅŸ “kör” sazanlar dahi yakın civarın bir resmini görmüş gibi olurlar.
• Sazan için radar sayılabilecek bu duyargasına bazen ne kadar zarar verdiÄŸimiz ortada.Özellikle limitlerin altında tutulan ve doÄŸaya saygılı bir amatör balıkçının zaten suya geri iade edeceÄŸi bir sazancığa bile bazen istemeden de olsa zarar verdiÄŸi söylenebilir.Elimizde biraz sert tutulan,kamışın ucundan aÅŸağı sarkıtılarak topraÄŸa sert ÅŸekilde bırakılan,ya da iÄŸneden çıkardıktan sonra suya yüksekten atılan bir balık aslında son derece zarar görmektedir.

carp911
20-04-08, 15:09
Balıklar (Pisces) poikloterm olan, nerdeyse sadece suda yaşıyan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazıları doğurarak ürer.

Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır. Günümüzün balıkları kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)'nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir

Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.

Balıkların harekette önemli rol oynayan deÄŸiÅŸik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eÅŸit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduÄŸu gibi çatalları eÅŸ olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.

Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.

Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.

carp911
20-04-08, 15:11
Sazan balığı (Cyprinus carpio), sazangiller (Cyprinidae) familyasına adını veren tatlısu balığı. Göl ve yavaş akan derelerde bulunur. Uzun gövdeli, solucan, böcek larvaları ve bitkilerle beslenen bir dip balığıdır. 1,5 metre boyunda, 50 kg ağırlıkta olanları vardır. Ömrü 40-50 yıla kadar varabilir. Türkiye'nin butun bolgelerinde ve sularinda bulunabilir,özelikle akdeniz ve ege bolgesi bu baligin gelisimi icin mukenmel bolgelerdir.

Sazangiller familyasından, uzun ve iri gövdeli bir tatlı su balığı. Anayurdu Asya'dır. 12. yüzyıldan sonra, Avrupa ve Amerika'nın tatlı sularında üretilmiştir. Suni balıkçılıkta önemli yer tutar. Göl ve yavaş akan derelerin dip sularında yaşar. Solucan, böcek larvaları ve bitkilerle beslenir. Her ısıdaki suya uyum sağlar. 3-30°C arasındaki sularda rastlanır. Aşırı soğuklarda toplu halde çamura gömülerek kış uykusuna yatarlar.

Pullu ve pulsuz birçok çeşidi vardır. Pullu türleri iri pulludur. Renk ve biçimleri yaşadıkları ortama göre değişir. Genellikle sırtı koyu yeşil, yanları ve karın altı yeşilimtrak kahverengidir. Küçük ağızlı kalın ve oynak dudaklıdır. Üst çenelerinden dört bıyık sarkar. Ağız dişleri yoktur. Yutak (farinks) dişleriyle besinlerini öğütürler. Bıyıkları dokunma organı olarak görev yapar.

Dipleri karıştırır, suyu bulandırırlar. Çevik ve hareketli balıklardır. Sürüyle dolaşırlar. Eti fazla kılçıklıdır. İrileri iyi pişirildiğinde eti beğenilir. Nisan-Haziran arasında yumurtlarlar. Yumurtaları bitkilere yapışır. Bir dişi, bir defada yarım milyon yumurta bırakabilir. Yumurtaların çoğu diğer balıklar tarafından tüketilir. Ortam ısısına bağlı olarak en geç bir hafta içinde yumurtalar açılır. Üç yılda erginleşirler.

Bin yıldan beri insanlarca suni olarakta yetiştirilen sazan balığından insanlar tarafından çesitli süs balıkları türetilmiştir. Bunların en tanınmışları bir akvaryum balığı olan altın balık (Goldfish) ve Japonya'da yüzyıllardır rengarenk ceşitleri türetilen koi Sazanları.


Sazan baliklari (Pisces) sinifinin sazangiller (Cyprinidae) ailesi içinde (Cyprirtus carpio L.) olarak taninir. Sazan baliginda bas ve sirt esmer yesil, yanlar yesilimsi san renktedir (sirt yüzgeçler esmer-yesil). Agzinda dis bulunmaz, agzin 2 yaninda 2 çift kisa-ince biyigi vardir. Sirt-Anüs ve kuyruk yüzgeçleri tek, gögüs ve karin yüzgeçleri birer çift olarak bulunur. Sazan birçok akarsu ve göllerde dogal olarak yasamaktadir. Genellikle ilik, kismen bulanik sulari sever. Her türlü gidadan yararlanan bir tür olmasi nedeniyle gerek hayvansal gerekse bitkisel besinleri degerlendirir. Öremesi su sicakliginin 17-18°C' a ulastigi aylarda (Nisan-Mayis-Haziran) gerçeklesir. 1 kg canli agirliga karsilik 200-300 bin yumurta yapar. Yumurtalar su içinde hareketli degildir. Bir yere tutunarak kuluçka devresini tamamlar. Yurdumuzda iç su baliklari üretimi içinde sazan ilk sirayi alir. Yillara göre degisen toplam 6-7 bin tonluk üretimin % 42'si Bati Anadolu'da saglanmaktadir. Dogada bulunan sazanin vücudu tamamen iri pullarla kaplidir. Pullu sazanda boy torpil biçiminde uzun yapidadir. Sirt fazla yüksek degildir. Eti az yagli , pembe, kirmizimsi-beyaz renktedir. Tarla balikçiligi yapan isletmelerde ise genellikle pulsuz sazan (Aynali sazan) yetistirmeye alinir. Aynali sazanda vücut çiplak-yesilimsi renkte olup sirt yüzgeci altinda bir sira ve kuyruk dibinde daginik pullar bulunur. Bazi fertlerde vücut üzerinde de tek tek ve karin yüzgeci çevresinde bir kaç daginik pula rastlanir. Bir kisim fertlerde ise tamamen pulsuzdur. Karin açik-beyaz ve yüzgeçler kirli-san renktedir. Aynali sazanlarda et daha yagli ve açik beyaz renktedir. Vücut fazla uzun olmaz, sirt yüksek ve kambur yapidadir. Bu nedenle daha fazla et baglama özelligine sahiptir. Aynali sazan baligi, pullu sazana nazaran yemlemeye çok aliskin oldugundan, bu konuda güçlük çikarmaz.

reos_mow
20-04-08, 23:29
bigiler için saol mehmet abi ;)